KIZIL ELMA 1

Kızıl Elma nedir?

Türk mitolojisinde Türkler ve de özellikle Oğuz Türkleri için üzerinde düşünüldükçe uzaklaşan ancak uzaklaştığı oranda cazibesi artan ülküler veya düşleri simgeleyen bir ifadedir. Türk milliyetçiliğinin önemli sembollerinden birisi olan Kızıl Elma imgesi, Türk devletleri için bir hedefi ve amacı simgeler. Ulaşılması gereken bir yeri, fethedilmesi gereken bir beldeyi ifade ettiği gibi kimi zaman bir devlet kurma idealini, kimi zaman cihan hakimiyeti idealini, kimi zaman da Türk birliği idealini ifade etmiştir. “Kızıl”, Türk kültüründe genellikle kıymetli sayılan bir renk; “elma” ise mistik bir yanı bulunan; bolluk, bereket, şifa kaynağı olarak görülen bir meyvedir. Ancak Kızıl Elma sembolleştirilmesinin elmaya değil, Eski Türklerde Güneş ve Ay’ı anlatan kızıl topa dayandığı düşünülür. Bu top, ‘muncuk’ adıyla bayrak ve tuğların tepesini süslemiş ve bazen zaferin işareti, bazen hakimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yeri ifade etmiştir.

Türklerde hedef hep Kızıl Elma olmuş, hedefe ulaşıldıkça bir ileri hedefi gören Türklerin Kızıl Elması devletlerde ilerlemenin sembolü olmuştur.

Son dönemlerde Milliyetçiler tarafından Türk Birliği ideali için kullanılan ve yaşatılan Kızıl Elma, Afrin operasyonu öncesi ulaşılması ve fethedilmesi gereken yer anlamında kullanılarak tüm Türkiye’nin gündemine oturmuştur.

İstikametiniz neresi sorusuna, “Kızıl Elmaya” cevabını veren asker, Türk Milletinin kültürünü ve Kızıl Elma ülküsünü yaşadığının mesajını vererek, Milleti için “ailesine… Beklemesinler” diyebilecek kadar yüce gönlünü ortaya koymuş, Türk Milletine de “Vatan Bölünmez” diye mesaj bırakmıştır.

Kızıl Elma Türk Milletinin bir ülküsüdür ve Türk Milleti için anlam ifade etmektedir. Dolayısı ile Kızıl Elmayı ilk açıkladığımız ifadelerden alıp, başka anlam taşıması için maniple etmek asıl anlamını bozamaz ve değiştiremez. Sadece Türk Milletinden olmayan veya Türk Milletinin varlığından rahatsız olup ta, kendilerini Türk Milletindenmiş gibi sananların karın ağrılarından çıkan boş mide guruldamasıdır.

Türk Cihan Hakimiyet-i Fikri, Türk devlet geleneğinin bir özelliği olarak mevcut Türk devletinin dünyadaki diğer devlet ve milletleri hakimiyeti altına alarak yönetmesi fikriydi. Sözlü edebiyattan sonra ilk defa Oğuzname ile yazılı kaynaklara geçtiği görülür. Oğuz Destanı ve Göktürk Kitabeleri’nde de değinilen Kut geleneği gereği Türk Kağanının sadece Türklerin değil tüm dünyanın Kağanı olduğuna inanılır ve fetihler bu esasa uygun olarak yapılırdı. Tanrı’nın cihan hakimiyetini Türklere emanet ettiğine inanırlardı. Hun, Göktürk ve Selçuklu devlet geleneğinde çok etkin bir motif olarak görüldü. Oğuzhan’a göre gök! devletin çadırı güneş ise bayrağıydı. Bu fikir, Türklerin yalnızca devlet idare etme düşüncelerinin temeli olarak alındı. Büyük Hun Devleti’nden Osmanlı’ya kadar bunun sayısız örnekleri var.

 

Osmanlıya kadar Türklerin Cihan hakimiyeti düşüncesi yani güneşin doğduğu yerden, battığı yere kadar her yeri fethetme arzusu. Tüm dünyada tek güç, tek hakim bir Türk devleti ideali olarak kabul edildi. Osmanlıcı olanlar, Kızıl Elma ülküsünün ilerlettiği Osmanlıya hayran kalmakla beraber, İslamcılığı öne alıp Kızıl Elmayı ve Türklüğü es geçerek Türk Milletini Osmanlıda görmemeyi seçtiler. Osmanlıyı da geçmiş olarak temel alanlarda bilmelidir ki Osmanlının ilerlemesinin ve Cihan Hakimiyetine kavuşmasının temel sebebi kızıl elma ülküsünün Osmanlıyı götürdüğü Kızıl Elmadır. Kızıl Elma; Osmanlıdan önceki Türk Milletinin Müslüman Türk Devleti olan Selçuklulardan geçen bir mefkûredir.

Türkiye’nin kuruluş felsefesinde ki Ulus fikrini Türk Milleti ile bir tutanlar ve bunu Türkiye’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’e ima yolu ile mal etmek isteyen bir kısım Atatürkçü ve diğer zevat hata yaparak Atanın 29 Ekim 1933 te ki şu açıklamasını es geçmekte ve Türk Milletini Türkiye sınırları içine hapsederek Türk Birliğini ve Türk Milletinin gücünü bir arada görmek istemeyenlere hizmet ederek Kızıl Elmanın amacını saptırmaya çalışmaktadırlar.

Atatürk 29 Ekim 1933 te ne demişti;

Bu gün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yakında ne olacağını kimse kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bu gün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür; tarih bir köprüdür, inanç bir köprüdür. Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekir. (29 Ekim 1933)

Şimdi de Atatürkçüyüm diyen arkadaşlara soralım, madem sonuna kadar Atatürkçüsünüz, Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1933 te size vasiyet ettiği Kızıl Elmaya niye sahip çıkmadınız veya niye sahip çıkmıyorsunuz? Gelin 1992 de bağımsızlıklarını kazandıkları halde gerekenin tam yapılmadığı ve Atatürk’ün Kızıl Elmasına sahip çıkalım. Tüm Atatürkçüler ile 1933 te kendini kalben Türk Milletinden sayan her bir bireye vasiyet ettiği Kızıl Elma için çaba sarf edelim.

Bırakın bunları Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda Türkiye Cumhuriyeti için Göktürklerin gök rengi üzerine yeşil bozkurttan ilham alarak bir bayrak istediğini ve bunu da son başbakanı Celal Bayar’la paylaştığını, 1927 de çıkartılan 5 ve 10 liraların üzerinde karlı dağlar da dolaşan bir Bozkurt olduğunu, Tarih kitaplarını Orta Asyadaki köklerimize kadar yazılması için çalıştığını, Bütün dillerin Türkçeden türediğini belirten Güneş Dil Teorisini savunduğunu ve Amstorng tarafından Atatürk’ün sağlığında yazılan tek biyografinin başlığının Bozkurt olduğunu, Nazım Hikmetin Kurtuluş savaşından bahsederken Atatürk için Sarışın Bir Kurda benziyordu diye yazdığını ve tüm bunların ışığında Atatürk’ün köklerine bağlı bir Türk Milliyetçisi olduğunu kabul etmeyecek miyiz? Sırf bizim bir olmamızı istemeyen diğer devletlerin ekmeklerine yağ sürecek fikir ve ideolojilere mi takılacağız. Yada tüm bunları unutup sırf egomuzu tatmin edeceğiz diye kuru bir söylem ile Atatürkçüyüz mü diyeceğiz? Karar sizin…

Türk Birliği veya Türk Milletinin birlikte hareket etmesi bize ne sağlar? diye soralım kendimize. Dünya nüfusunun %5 ini oluşturan bir Türk Milleti, %5 lik nüfus yoğunluğu ile; önemli pazar dilimi olması, ekonomik güç olması, askeri güç birliği ve coğrafik birlikteliğin üstünlüğü ile dünya ülkeleri arasında saygın bir yere kavuşması hızlanacaktır. Yer altı, yer üstü ve insan kaynağı daha bağımsız bir şekilde kullanılacak, gelir artışı ve dolayısı ile refah ve konfor Türk Birliği veya Türk Milletinin birlikte hareket etmesi ile saygınlığın sağladığı imkanlar sayesinde, dünya devletleri arasında eşit bir seviyeye çıkacaktır. Sadece bu sebeple bile her Türk Millet evladı Türk Birliğini hedef alan, en azından Türk Milletinin birlikte hareket etmesi için gönüllü ve destekçi olmalıdır. Kızıl Elma ülküsünün altında yatan sömürmek yerine vermek ve imar etme fikri yüzünden de diğer coğrafyalara ve insanlara sömürgeci Emperyal devletlerden kurtararak hakça ve eşitliğe dayalı adil bir gelecek sağlayabilir.

Türkiye 1919 dan sonra ricatı durdurmuş, 1939 ve 1974 te Kızıl Elma hayat bulmuş, 1990 sonrası Türk Milletinin dünya üzerinde kardeş devletleri artmış, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin yanına Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan da dahil olarak 7 bağımsız devlete çıkmıştır. 1992 de Hocalı ile gerilemiş, 2016 da teröristlere yapılan operasyonlar ile Kızıl Elma daha kolay ulaşılır bir hedefler silsilesi ile tekrardan yaşatılmaya başlamıştır. Tarihin tekerrürüne uyarak son 100 yıl boyunca atılım yapmak isteyen Türk Milleti, kendini toparlamaya devam etmektedir. Türk Milletinin dünya üzerindeki tüm üyeleri güçlendikçe ve güç birliği oluşmaya başladıkça Kızıl Elmamız daha da büyüyecek ve Türk Milletinin inkişafına yol açacaktır. Kızıl Elma ülküsü Türk Milletinde ne kadar çok kabul edilirse, hedef büyüyecek ve Türk Milleti yeni şahikalara yürüyecektir.

Türk Milletinin terakkisi ile tüm Türk Milletinin üyelerine fayda sağlayacak, iriliğinin, diriliğin refahını her bir nefer yaşayacaktır.

Dünya üzerinde eşit yaşam koşullarına ulaşmak için Türkler ve TEKBAYRAK için “İstikamet Kızıl Elmadır” ve öylede olmalıdır.

TEKBAYRAK için Kızıl Elma ise; Türk Dünyası Temsilciler Meclisini kurmak ve yaşatmaktır. Türklerin birlikte hareket etmesi Türk Milletinin köklerine inerek olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmektir.

Merkez aldığımız Milliyetçilik fikri ise “Türk Milleti ile birlikte hareket etmektir.” Bizim için Türk Milletinin tanımı: tarihimizin köklerinde birlikte hareket ettiğimiz ve bir olduğumuzu kabul eden ve kalben kendini Türk Milletine ait hissedenlerdir. Samimiyet ve Türk Milli birlik ve beraberliğine bağlılık haricinde tüm diğer ayrımları renk olarak gören, gerekirse birbirine tahammül ederek birlikte hareket etmeyi kabul eden bireylerdir.

Yaşasın Kızıl Elmamız.

Leave a Comment