Bilimsel Makaleler
Türkçemiz Ölüyormu?
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfMükemmel 

Günümüzde dilimize yeterince önem verilmediğini düşünüyorum. Yazarken hepimiz hatalar yapabiliyoruz ama en azından daha anlaşılır yazmaya, noktalama işaretleri kullanmaya ve en önemlisi Türkçe karakterleri kullanmaya özen göstermeliyiz. "g" yerine "q", "v" yerine "w" yazanlar (bu örnekler artırılabilir) var. Bazıları da sesli harfleri yazmaya üşeniyor, yazdıklarını okumakta zorlanıyorum çoğu zaman. Bu bizim dilimiz ve biz "Türk Gençliği" olarak sahip çıkmazsak dilimize, kim sahip çıkar ki?

“Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” Mustafa Kemal ATATÜRK

SİZE BİR KAÇ  İNGİLİZCEDEN YOZLAŞARAK DİLİMİZE GİRMİŞ  kelimeler yazıyorum

DİZAYN > TASARIM
 ANALİZ > ÇÖZÜMLEME
 ONLINE > ÇEVRİMİÇİ
 KRİTER > ÖLÇÜT
 PART-TİME > YARI ZAMANLI
  PESİMİST > KARAMSAR
  EMPOZE ETMEK > DAYATMAK 
DRIVER > SÜRÜCÜ
 BYE BYE > HOŞÇA KAL
  VERSİYON > SÜRÜM, UYARLAMA
 EKSTRA > FAZLADAN
 İMİTASYON > TAKLİT
  SAVE ETMEK > KAYDETMEK
 OPTİMİST > İYİMSER
  ADİSYON > HESAP FİŞİ
 PRINT OUT > ÇIKTI
  ANONS ETMEK > DUYURMAK
 BODYGUARD > KORUMA
 DOKÜMAN > BELGE
 İZOLASYON > YALITIM 
DATA > VERİ
 PREZANTASYON > SUNUM
 FINISH > BİTİŞ, VARIŞ
  DOWNLOAD ETMEK > İNDİRMEK
  MONOTON > TEKDÜZE
  KONSENSUS > UZLAŞMA
 FULL > TAM, DOLU
  EMERGENCY > ACİL
  AMBİYANS > HAVA, ORTAM
 İLLEGAL > YASADIŞI 
TIMING (Tayming) > ZAMANLAMA
  CATERING > BÖLÜM
 REVİZE ETMEK > YENİLEMEK
  GLOBAL > KÜRESEL 
SEMPATİK > SEVİMLİ, CANAYAKIN
 SECURITY > GÜVENLİK
 PRINTER > YAZICI
 ELİMİNE ETMEK > ELEMEK
 OBJEKTİF > NESNEL, TARAFSIZ
  DEKLARE ETMEK > BİLDİRMEK
 STAR > YILDIZ 
PERSPEKTİF > BAKIŞ AÇISI
 ENTEGRE OLMAK > BÜTÜNLEŞMEK
  NICK NAME > TAKMA AD
 PARTNER > EŞ
 OKEYLEMEK > ONAYLAMAK
  ANTİPATİK > SEVİMSİZ, İTİCİ
 MANTALİTE > ANLAYIŞ, ZİHNİYET
 EXIT > ÇIKIŞ 
CHECK ETMEK > KONTROL ETMEK
 FEEDBACK > GERİBİLDİRİM
 FULL-TIME > TAM GÜN
 KOORDİNASYON > EŞGÜDÜM
  ABSÜRT > SAÇMA
 ADAPTE OLMAK > UYUM SAĞLAMAK
 LAPTOP > DİZÜSTÜ, DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR
  PROVOKE ETMEK > KIŞKIRTMAK
  JENERASYON > NESİL, KUŞAK
 START ALMAK > BAŞLAMAK
 CENTER > MERKEZ
  RELAX OLMAK > RAHATLAMAK 
E-MAIL > E-POSTA
  KOMÜNİKASYON > İLETİŞİM
 CV > ÖZGEÇMİŞ
  OKEY > TAMAM 
TREND > EĞİLİM
 SPONTANE > KENDİLİĞİNDEN 
LİNK > BAĞLANTI


Yorumları Oku (0) ...
 
Çiçeklerin Kokusunu Değiştirdiler

Amerikalı bilim adamları, bitkilerin genleriyle oynanarak, bundan böyle bir çiçeğe sahip olmadığı bir aromayı vermenin veya kokusunu daha hafif kılmanın mümkün olduğunu açıkladı.

Florida Üniversitesi Beslenme ve Tarım Bilimleri Enstitüsünden araştırmacılar, çiçeklerin kokusunu belirleyen kimyasal esansların genlerini keşfederek, bir aromanın oluşanlarını değiştirmek veya tonlamak için yeni yöntem geliştirdi.

 

Tarım profesörü David Clark, üreticilerin uzun zaman boyunca, çiçeğin görünüşü, boyu, rengi ve ne kadar süre çiçeklendiğine odaklandıklarını, ancak kokusunu ihmal ettiklerini belirterek, gelecekte çoklu aromalı veya kokusuz çiçek seçme imkanı olacağını kaydetti.

Clark ve ekibi, 10 yılı aşkın süren araştırmalarında, 8 bin petunyanın genlerini analiz ederek, gülyağının parfüm geninin, domatese hoş tadını verenle aynı olduğunu ortaya çıkardı.

Araştırmacılar, bu geni manipüle ederek, daha iyi tada sahip domates ve daha kokulu güller yaratmayı başardı.


Yorumları Oku (0) ...
 
Satürn'ün Uydusunda Su Bulundu

Cassini uzay aracı, Satürn'ün uydusu Enceladus'ta su olduğuna ilişkin önemli veriler gönderdi.

Bilim adamlarının, Satürn'ün uydusu Enceladus'un buz örtüsünün altında bol miktarda suyun bulunduğuna dair pek fazla şüpheleri kalmadı.

Enceladus'un yanından periyodik olarak geçen Amerikan Cassini uzay aracının gönderdiği son veriler üzerinde yapılan yeni değerlendirmeler, Satürn'ün uydusunun yüzeyaltı denizi konusunda önemli bilgi sağladı.

NASA'nın uzay aracı, bu sefer Enceladus'un atmosferinde negatif yüklü su molekülleri tespit etti. Dünya'da bu tip iyonlar, şelale veya deniz dalgalarının bulunduğu ve sıvı haldeki suyun hareketli olduğu yerlerde görülüyor.

Cassini daha önce de Enceladus'un atmosferinden yükselen bulutsunun içinde sodyum tespit etmişti. Sodyumun bulunması, büyük miktardaki sıvı halde suyun uzun bir dönem boyunca kaya ile temas ettiğini düşündürüyor.

Cassini bu verileri 2008'de Enceladus'un yanından yakın geçişi sırasında gönderdi


Yorumları Oku (0) ...
 
Türkiye Nanoteknoloji Öğretecek

Türkiye'nin nanoteknolojideki en büyük araştırma merkezi Bilkent Üniversitesi Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (UNAM), Kuzey Afrika, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Balkanlar ve Doğu Avrupalı araştırmacılara nanoteknolojiyi öğretecek.

DPT desteğiyle kurulan UNAM, Haziran'da başlatacağı ''Uluslararası Temizoda Kullanımı Çalıştayı'' ile bölge ülkelerinin nanoteknoloji araştırmalarında lider bir rol üstlenmeyi amaçlıyor.

Merkezde, geçen ay sonundan itibaren Türkiye'deki tüm üniversite ve araştırma merkezlerinde görevli bilim adamları için de nanoteknoloji seminerleri başlatıldı. UNAM Temiz Oda Laboratuvar Sorumlusu Dr. Necmi Bıyıklı, UNAM'ın Türkiye'nin ilk ve tek ulusal nanoteknoloji enstitüsü olduğunu belirtti.

Bıyıklı, ''geleceğin bilimi'' olarak adlandırılan nanoteknoloji temelli teknolojilerle kozmetik, tıp, enerji ve savunma sanayi başta olmak üzere bütün alanlarda kullanılan malzemelerin yapımına yeni bir boyut getirildiğini ve bu konuda bilim dünyasında yeni açılımların başladığını ifade etti.

Türkiye'nin de nanoteknolojiye büyük yatırımlar yaptığını ve bu alanda büyük ilerlemeler kaydedildiğini anlatan Bıyıklı, bu yatırımlardan biri olan UNAM'ın 62 nanoteknoloji laboratuvarına, 400 metrekarelik alanıyla da Türkiye'nin en büyük akademik temiz oda laboratuvarına sahip olduğunu kaydetti.

Nanoteknoloji tabanlı ürün ve araştırma yapmada, laboratuvar ve cihaz kullanımının önemine işaret eden Bıyıklı, bu amaçla kurulan Temiz Oda'da hedef ürüne yönelik profesyonel araştırmaların yapıldığını, teknoloji patentleri ile kuluçka merkezleri ve şirketlere uzanan girişimcilerin yetişmesine imkan hazırlandığını dile getirdi.

LABORATUVARLAR ARAŞTIRMACILARIN HİZMETİNDE
''Nanoteknoloji Temiz Oda Laboratuvarı''nın Ocak ayı sonunda araştırmacılara tam kapasite ile hizmet vermeye başladığını bildiren Bıyıklı, bu kapsamda ilk eğitimi çeşitli üniversitelerden 43 araştırmacıya verdiklerini belirtti.

''Nanoteknoloji temiz oda'' kullanımı eğitimlerini her ay periyodik olarak düzenleyeceklerini ve bu eğitimleri alan kullanıcılara laboratuvar giriş izni verileceğini kaydeden Bıyıklı, Türkiye'deki tüm araştırmacılara yönelik eğitimlerle ilgili şu bilgileri verdi:

''Araştırmacılar, temiz oda eğitiminin ardından yapacakları deneyler için gerekli ekipmanların kullanımını, nanoteknoloji cihazlarından sorumlu proses mühendislerinden alacak. Araştırmacılar, bu yolla tecrübe kazandıktan sonra tek başlarına ekipmanları kullanarak projelerini geliştirme fırsatını yakalayacak.

Bunun için UNAM'ın internet sitesindeki bilgi formlarının doldurulması yeterli olacak.''

Bıyıklı, Nanoteknoloji Temiz Oda Laboratuvarlarının kullanımıyla ilgili araştırmacı profilinin 5–10 yıl içinde Bilkent Üniversitesi araştırmacılarının dışındaki araştırmacı kullanımıyla yüzde 70'lere ulaşmasını hedeflediklerini dile getirdi.

UNAM ULUSLARARASI ARENADA
Bıyıklı, Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatının (UNIDO) yönetiminde, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının koordinatörlüğünde ve TİKA'nın desteğiyle Bilkent UNAM–Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji Enstitüsünde 17-30 Haziran 2010 tarihleri arasında ''Uluslararası Temiz oda Kullanımı Çalıştayı'' düzenleneceğini bildirdi.

Bıyıklı, çalıştayın, gelişmekte olan ülkelerden gelecek katılımcılara ''temiz oda teknolojileri, nano-aygıt proses tasarımı ve optimizasyonu, nanoteknolojide son gelişmeler'' konularında uygulamalı eğitim vermeyi amaçladığını söyledi.

Eğitimin temiz oda teknolojileri konusunda uzman olan akademik kadro tarafından 35 saatlik teorik eğitim ile teknik personel tarafından 40 saatlik uygulamalı eğitim şeklinde olacağını belirten Bıyıklı, çalıştayla ilgili hedeflerini şöyle anlattı:

''Çalıştayda, katılımcıların, kazandıkları tecrübe ve know-how'ı kendi ülkelerine geri götürmeleri ve diğer katılımcılarla iş-ağı kurmaları öngörülüyor.

Periyodik olarak yılda bir kere düzenlenmesi hedeflenen bu uluslararası çalıştay serisiyle birlikte Türkiye'nin, bölgesindeki ülkelere nanoteknoloji ve temiz oda teknolojileri alanında liderlik yapması, Türkiye'nin nispeten daha az gelişmiş ülkelere teknolojik ve ekonomik gelişme konusunda örnek olması ve çevre ekonomiler arasında işbirliğini sağlayıp hızlandırması hedefleniyor.''

Bıyıklı, çalıştaya, Kuzey Afrika, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Balkanlar ve Doğru Avrupa ülkelerinden 40 kişilik bir grubun katılacağını sözlerine ekledi.


Yorumları Oku (0) ...
 
Kekemeliğin Ardında da Genler Var

 

Yıllardır duygusal sorunlara, baskıcı ebeveyn, sert öğretmen tutumlarına bağlanan insanlarda kekelemeyle ilgili ilk kez bilim adamları gen bağlantısı ortaya koydu.

Bilim adamları, bazı kekeleme vakalarını açıklayabilecek genler tespit ettiklerini bildirdi.

Tıp dergisi New England Journal of Medicine'ın dünkü sayısında yayımlanan araştırmada, bazı kişilerde konuşma sorunlarına neden olduğu görülen üç gende mutasyon tespit edildiği kaydedildi.

Bazı ailelerde kekeleme vakalarının görülmesiyle daha önce de bazı araştırmalarda gen bağlantısı gündeme getirilirken, ilk kez araştırmacılar sorunun nedeni olarak belirli genleri işaret etti.

Çalışmanın sahiplerinden, kalıtım bilimci Dennis Drana, elde ettikleri sonuçların, kekemeliğin biyolojik bir sorun olduğundan şüphe duyanları ikna etmeye yardım etmesini ümit ettiğini kaydetti.

Araştırmada ayrıca, bir gün kekemeliğe yönelik enzim tedavisi uygulanabileceğine işaret edildi. Nedeninin bilinmemesiyle birlikte stres, olumsuz ana baba tutumu, tedirginlik gibi unsurlara bağlanan kekemelikle ilgili ortaya konan gen bağlantısının, insanlara yüklenen suçlamaları da kaldırmasını bekleyen Drayna ve diğer uzmanlar, sıkıntı, tedirginlik ve stresin kekemeliği artırabileceğini ancak kekemeliğin nedeni olamayacağını belirtti.

Çalışmada uzmanlar, çoğu üyesi kekeleyen Pakistanlı aynı soydan gelen geniş bir aileyi inceledi ve 12. kromozomda bir mutasyon tespit etti. Uzmanlar aynı mutasyonu ve mutasyona uğramış 2 geni daha Pakistan, ABD ve İngiltere'den 400 kişide daha tespit etti. Kekelemeyenlerin oluşturduğu benzer bir grupta ise gönüllü bir Pakistanlı hariç, bu mutasyonlar tespit edilmedi.

Böylece kekeleme vakalarının yüzde 9'unda, 3 gen değişiminin neden olduğunu düşünen uzmanlar, kekelemeye yol açan diğer genleri tespit etmek için çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti. Çalışma, New England Journal'ın internet sitesinde (http://www.nejm.org) de yayımlandı.


Yorumları Oku (0) ...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 İleri > Son >>

Sayfa 1 - 19

Online Borsa