Flaş Haber
TÜRKÇÜLÜĞE HAKARET

HADDİNİ BİLMEZ BU LİBOŞLAR GEÇMİŞTE ATATÜRK'E HAKARET,CUMHURİYETE SALDIRI,ŞEHİTLERE HAKARET,PKK'YA DESTEK VE AKP'YE DESTEK OLDUKLARI YETMİYORMUŞ GİBİ ŞİMDİDE ŞEREFİYLE TÜRK ORDUSUNDA MÜCADELE ETMİŞ OLAN SN.OSMAN PAMUKOĞLU'NA VE TÜRKÇÜLERE SALDIRIYORLAR.TÜRKÇÜ DOSTLARIMIZ BUNA BİR DUR DEMELİ ARTIK TARAF GAZETESİNİN VE VATAN HAİNİ YAZARLARIN SUSTURULMASI LAZIM.

 

BAKIN BU LİBOŞ NELER YAZMIŞ;

Önümüzdeki dönemde Türkiye yeni bir fenomenle tanışacak... Türkler Türkiye’nin bölünmesini isteyecek... Türk bölücülüğü/ayrılıkçılığı ideolojisi filizlenme aşamasını geçti bile, artık bu ideoloji gövdeleşmeye başlayan bir olgu haline geliyor... Önce 2000’lerin başında ulusalcılık peyda oldu, gövdeleşti, kurumlaştı. Anadamar Türk milliyetçiliği çizgisinden belirgin olarak ayrıldı, yarı-devlet desteğiyle örgütlendi. Hatta bu ideolojik şemsiye altında bir askerî darbe girişimi bile oldu...

Bu ulusalcılık damarı 2000’ler itibariyle “bölünmez bütünlük” vurgusunu koruyordu. “Biz bu vatanı hep beraber kurduk. Emperyalistler bizi bölemez” diskurunu muhafaza ediyordu. Türk devletinin klasik birlik-bütünlükçü söyleminden ayrılmıyordu bu çizgi... Fakat dış söylem böyle olsa da, ulusalcı ideolojinin sosyolojik tabanında kaynamalar belirgin biçimde başlamıştı. O sosyolojik tabanla yakın temas içinde olan gözleri açık herkes ayrılıkçı/bölücü Türkçü bir ruh halinin filizlenmeye başladığını hissediyordu. “Bölünmez bütünlük” vurgusuna, “Türk-Kürt hepimiz kardeşiz, etle tırnak gibiyiz. Bu vatanı hep beraber kurduk” söylemine inancı her geçen gün azalıyordu ulusalcılığın tabanını oluşturan kitlelerin... Öfkelendiğinde “Çok istiyorlarsa verelim oraları, zaten sırtımıza yük oluyorlar, milyarlarca dolar paramız gidiyor, defolsunlar gitsinler” diyerek bölünme talep eden ulusalcı Türk ruh hali her geçen gün daha kökleşti geçtiğimiz dönemde... Örgütleyicisini bekleyen tehlikeli bir kitle adım adım oluştu 2000’li yıllarda... Önce bölünme sonra da Batı bölgelerinde yer alan Kürtlerin Kürdistan’a gönderilmesini isteyen bölücü/ayrılıkçı Türkçülük fenomeni 2010’lu yıllarda karşımızda olacak... Bunu bilelim...

Tuncay Özkan’ın bu kitleyi örgütleyecek bölücü Türk lideri adayı olduğunu düşünüyordum ben, fakat Özkan’ın içeri girmesiyle başlattığı hareket sönmeye başladı... Özkan’ın hareketi sönebilirdi, ama o bölücülük potansiyeli içeren ulusalcı/laikçi kitle yerinde duruyordu... Şu an bu kitleyi örgütlemeye aday bir adam var... O adam Osman Pamukoğlu... Emekli bir Tümgeneral,1993-95 döneminde Hakkâri Dağ Komando Tugayı’nı yönetmiş. Yazdığı kitaplar çok sattı. Ardından faşist bir gazetecinin desteğiyle Kan Uykusu diye bir belgesel yaptı. Ulusalcı gençler arasında iyiden iyiye fenomen oldu... Pamukoğlu son dönemde bir siyasal parti kurdu, yurt çapında örgütleniyor... Pamukoğlu’nun bu partiyle birlikte başlattığı söylemleri tamamen bölücü/ayrılıkçı Türkçü bir mahiyet arzediyor... Bunu açıkça dillendirmiyor ama bu kendini bilmez generalin attığı tüm tohumlar bu memlekette bir iç savaşı tetikleyecek nüveler içeriyor...

Bu aralar Osman Pamukoğlu yanında bölücü bir harita ve istatistik tablosuyla il il geziyor... Geçenlerde ART televizyonunda da bu harita ve tabloyu göstererek bölücü söylemlerine devam etti... Bu general “Beraber kurduk biz bu ülkeyi, Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda beraber savaştık” söyleminden rahatsız oluyormuş! O sebeple bu savaşlardaki şehit istatistiklerini çıkartmış! Güneydoğu’dan bu savaşta ölenlerin oranı yüzde 2 imiş! Şehit ola ola o bölgeden 585 kişi şehit olmuş!.. O bölge insanları yani Kürtler bu vatanı kurarken bizimle savaşmadı! Bu vatanı beraber kurmadık, biz Türkler kurduk, biz Türkler öldük! diyor açık açık bu general... Daha da ileri gidiyor, bu kendince yüzde 2 olan Kürt oranını da küçümseme amaçlı şöyle söylüyor: “Çanakkale’de Alman taburları, Arap taburları da bizle savaştı, onları da kendimizden mi sayacağız beraber savaştık diye, bu vatanda hak iddia edemez kimse”... Pamukoğlu “Türkiye Türklerindir” faşizan ideolojisine kendini öyle kaptırmış gibi iki milyonu aşkın Arap yurttaşımızı dışlayan, hor gören bu ahlakdışı sözleri söylemekten de çekinmiyor...

Bak Osman Pamukoğlu... Ne kadar farkındasınız bilmiyorum ama bu konuşmalarınızın hepsi bu toplumu bileşenlerine ayıracak, bu vatanı bölecek, bir iç savaşı tetikleyecek kana susamış söylemlerdir...
Bu vatanın tamamının “Kan Uykusu” ile mi uyumasını mı istiyorsun sen? Ne demek, hangi bölgeden kimin ne kadar şehit olduğunu hesap etmek? Bunun haritasını çıkarıp, şehir şehir dolaşarak insanları kışkırtmak? Ne demek Çanakkale şehitlerini etnik gruplara göre bölüp, bunun üzerinden siyasal propaganda yapmak? Siz çıldırdınız mı? Aklınızı mı kaçırdınız? Bu hassas süreçte binlerce Türk gencinin de sizin gibi çıldırmasını ve “Kürtler zaten bizle savaşmadı, bu vatanın sahibi biziz” diyerek Kürtlere saldırmasını mı istiyorsunuz? Bu saçma sapan faşizan bölücü propagandaların ardından “Kürtler yine de bizim kardeşimizdir” denmesinin bir anlamı mı kalır?

Bu yaptıkların vatana ihanet değil midir? Kendine gel... Bölücülük yapma Osman Paşa...

 

RASİM OZAN KÜTAHYALI

TARAF GAZETESİ

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

 

HADDİNİ BİLMEZ BU LİBOŞLAR GEÇMİŞTE ATATÜRK'E HAKARET,CUMHURİYETE SALDIRI,PKK'YA DESTEK,AKP'YE DESTEK OLDUKLARI YETMİYORMUŞ GİBİ ŞİMDİDE ŞEREFİYLE TÜRK ORDUSUNDA MÜCADELE ETMİŞ OLAN SN.OSMAN PAMUKOĞLU'NA VE TÜRKÇÜLERE SALDIRIYORLAR.TÜRKÇÜ DOSTLARIMIZ BUNA BİR DUR DEMELİ ARTIK TARAF GAZETESİNİN VE VATAN HAİNİ YAZARLARIN SUSTURULMASI LAZIM.


Yorumları Oku (0) ...
 
R.T.Erdoğanın Arkadaşları Terörist Başını İdamdan Kurtardı.
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

İdam için TBMM'de görüşülen konular ve Akp, Sp, Anap, Dsp nin idam cezasının kaldırılmasında birlikte hareket etmeleri ve Mhp nin idamın kaldırılmasına sert tepkisi vardı.

Size kısa bir TBMM tutanağı. İsteyen bu yazıyı okuduktan sonra aşağıdaki linkten 2 Ağustos 2002 deki tutanağa ulaşabilir.

2 Ağustos 2002 TBMM TUTANAKLARI AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Ankara Milletvekili Şevket Bülend Yahnici'nin, Rize Milletvekili Mehmet Bekâroğlu'nun partisine sataşması nedeniyle konuşması

ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ (Ankara) - Sayın Başkan, değerli üyeler; şimdi, bu kürsü milletin kürsüsüdür, hepimizin de saygı göstermesi gereken bir kürsüdür. Hepimiz bu Parlamento çatısı altında parlamenter sıfatıyla bulunuyoruz ve bağlı bulunduğumuz siyasî partiler de, demokrasinin vazgeçilmez unsuru olarak Türk siyasî hayatında kurulu siyasî partilerdir.

Bir siyasî partiyle ve siyasî partinin mensuplarıyla ilgili buraya çıkıp, alelusul, olur olmaz, yalan yanlış söz söylemeye hiç kimsenin hakkı yoktur. İçtüzük 69 sebebiyle söylüyorum; 69'da tarifi var: Bir siyasî partinin veya siyasî kişinin sözlerini çarpıtma deniliyor.

Şimdi, bugüne kadar Milliyetçi Hareket Partisinden hangi üye çıktı da "ben Avrupa Birliğine karşıyım" dedi?! Buraya gelip de, bir siyasî parti üyesinin, Milliyetçi Hareket Partisi Avrupa Birliğine karşı diye beyan etmeye, bir başka siyasînin hakkı yoktur. (MHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Biz, burada, Avrupa Birliğiyle ilgili milliyetçi hareketin argümanlarını ortaya koyuyoruz; arkadaşlarımız, sözcülerimiz ortaya koyuyor. Bunu anlamak veya anlamamak, o idraki göstermek veya göstermemek sizlerin bileceği bir iştir, söz kime aitse. Ama, ayıptır; burayı bir sokak senaryosu çizilen, sokaktaki senaryonun oynanacağı ve seçimlere kadar... Burada geliyorsunuz diyorsunuz ki: "Burada seçim meydanlarının provası yapılıyor." Şu deminki konuşma, seçim meydanlarında yapılacak bir konuşma değildir de nedir?! Bu Meclis kürsüsüne yakışıyor mu?! Ne olur, bir parça insafa gelelim!

Milliyetçi Hareket Partisi, Avrupa Birliğiyle ilgili görüşlerini ortaya koymuştur. Bu görüşleri, iyisiyle kötüsüyle, lehinde aleyhinde olanlarıyla tarif etmiştir, korumuştur, müdafaa etmiştir; idamla ilgili kanaatini açıklıkla söylemiştir, dille ilgili kanaatini açıklıkla söylemiştir; bunlarda anlaşılmayacak bir taraf yoktur. Biz, sayı itibariyle burada 127 kişiyiz, sizler ise burada 409 kişisiniz; çıkarmayı kararlaştırdığınız, kafanızdan geçen bir kanun varsa, Anayasayı da değiştirmek suretiyle çıkarma iradesine veya sayısına sahipsiniz, hepiniz.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Ne demek yani, siz hükümette değil misiniz! (MHP sıralarından "Sus" sesleri, gürültüler)

ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ (Devamla) - Hangi hükümetten bahsediyorsunuz beyefendi; seçim kararı alınmış, hükümet sonrasında konular gelmiş, bu konular konuşuluyor, iş ortaya düşmüş, Meclise düşmüş.

ASLAN POLAT (Erzurum) - Burada hükümet yok mu yani!

ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ (Devamla) - Var; hükümet, tabiî, var. (SP sıralarından "İstifa edin" sesleri)

ASLAN POLAT (Erzurum) - Onu soruyorum size.

VEYSEL CANDAN (Konya) - İstifa edin öyleyse!..

ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ (Devamla) - Niye istifa etsin hükümet! (SP sıralarından gürültüler) Kanun ortada, paket ortada, paketle ilgili oyunuzu kullanırsınız, bu kadar adamsınız, yüreğiniz yetiyorsa kullanın oyunuzu! (MHP sıralarından "Bravo" sesleri alkışlar) Böyle şey olmaz! Böyle şey olmaz!

Milliyetçi Hareket Partisinin, seçim meydanlarında sandığa doğru giden yolda istismar etmeye hiçbir gerekçesi yoktur. Apo'yu da istismar etmeyiz.

VEYSEL CANDAN (Konya) - Ettiniz!..

ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ (Devamla) - Etmeyiz!

VEYSEL CANDAN (Konya) - Ettiniz!..

ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ (Devamla) - Etmeyiz!..

VEYSEL CANDAN (Konya) - Ediyorsunuz!.. (MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Candan, lütfen...

HÜSEYİN KALKAN (Balıkesir) - Veysel Candan, haddini bil! Kes sesini!

VEYSEL CANDAN (Konya) - Otur yerine!

HÜSEYİN KALKAN (Balıkesir) - Veysel Candan, sus!

RAMAZAN GÜL (Isparta) - Apo sayesinde iktidara geldiniz, Apo!.. (MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Sayın Gül, lütfen.. Sayın Gül, lütfen...

ŞEVKET BÜLEND YAHNİCİ (Devamla) - Siz, burada, yüreğiniz yetiyorsa, oy verirsiniz. Daha fazla konuşmanın anlamı kalmamıştır; burada her şey açıktır; Milliyetçi Hareket Partisinin tavrı açıktır, sizin tavırlarınızı bekliyoruz, açık tavırlarınızı.

Saygılar sunarım. (MHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yahnici.

 

Not: Aponun idamının kaldırılması ile ilgili aşağıdaki linki tıklayarak TBMM tutanaklarına ulaşınız.
http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_g.birlesim_baslangic?P4=8069&P5=H&PAGE1=1&PAGE2=58


1. AB UYUM YASALARI... 
Ne öngörüyor ve yasalaşma süreci...
Temmuz-Ağustos 2002
Avrupa Birliği (AB) Genel Sekreterliği'nce hazırlanan, Adalet Bakanlığı'nca son şekli verilen AB'ye uyum sürecinde çeşitli yasalarda değişiklik yapan teklif, 3 Ağustos 2002'de TBMM'de kabul edildi. Yasa, 9 Ağustos 2002'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
 
 

 AB'a uyum sürecinde çeşitli yasalarda değişiklik yapan 4771 sayılı yasa, 14 yasada değişiklik yapıyor.
Bu yasalar ve ilgili maddeler şöyle:

1. Türk Ceza Kanunu Madde 159, 201
2. Dernekler Kanunu Maddeler 11,12,15,39,40,45,46,47,56,62,73
3. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Madde 327
4. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Maddeler 445, 448
5. RTÜK Kanunu Maddeler 4/1, 47v, 26
6. Basın Kanunu Maddeler 5,21,22,24,25,30,31,33,34, Ek Madde 3
7. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu Maddeler 8/D,9,11,12,13,Ek Madde 1
8. Yabancı Dil ve Öğretim Kanunu Maddeler 1,2
9. Vakıflar Kanunu Madde 1
10. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Ek Madde
11. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Maddeler 3,10
12. Serbest Bölgeler Kanunu Geçici Madde 1
13. (Ölüm cezalarıyla ilgili olarak) Türk Ceza Kanunu, Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun, Orman Kanunu

 Türk Ceza Yasası'nda öngörülen değişiklikle terör suçlarında ölüm cezası kaldırılıyor ve bu ceza müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülüyor. Ancak savaş ve yakın savaş tehdidi hallerinde işlenmiş suçlara verilen ölüm cezaları korunuyor.

 İdam cezaları müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülen terör suçluları ceza indirimlerinden ve şartla salıvermeye ilişkin hükümlerden yararlanamayacaklar. Bunlar hakkında müebbet ağır hapis cezası ölünceye kadar devam edecek.

 Türklüğü, Cumhuriyeti, hükümeti, TBMM'yi, bakanlıkları, güvenlik güçlerini ve adliyeyi sadece eleştirmek maksadıyla yapılan yazılı, sözlü ve görüntülü yayınlar cezayı gerektirmeyecek.

 Taslak ile TCK'ya "göçmen kaçakçılığının" cezalandırılmasına ilişkin hükümler de ekleniyor.

 Taslağın Vakıflar Kanunu'nda değişlik yapan maddesine göre, "Cemaat vakıfları Bakanlar Kurulu'nun izniyle ihtiyaçlarını karşılamak üzere taşınmaz mal edinebilecekler, bu malları üzerinde tasarrufta bulunabilecekler."

 Türkiye'de kurulu vakıfların Bakanlar Kurulu'nun izniyle yurt dışında kurulmuş vakıf veya kuruluşlara üye olmasına da imkan sağlanıyor. Yabancı ülkelerde kurulmuş vakıflar ise uluslararası işbirliği yapılmasında yarar görülen hallerde karşılıklı olmak koşuluyla Bakanlar Kurulu'nun izniyle Türkiye'de faaliyette bulunabilecekler.

 Taslakla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na ilave edilen bir madde ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin verdiği kararlarda, yargı kararının tazminatla giderilemeyecek sonuçlar doğurduğu anlaşılırsa AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıl içinde Yargıtay Birinci Başkanlığı'ndan yargılamanın yenilenmesinin istenmesine imkan sağlanıyor.

 RTÜK Kanunu'nda getirilen değişiklikle Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde de yayın yapılabilmesine olanak sağlanıyor. Bu yayınlar, "Cumhuriyet'in Anayasa'da belirtilen temel niteliklerine, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı" olamayacak.

 Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi Kanunu'nun adı "Yabancı Dil Eğitimi ve Öğretimi ile Türk Vatandaşlarının Farklı Dil ve Lehçelerinin Öğrenilmesi Hakkında Kanun" şeklinde değiştiriliyor. Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi için Özel Öğretim Kurumları Kanunu hükümlerine tabi olmak üzere özel kurslar açılabileceği hükme bağlanıyor. Bu kurslar Cumhuriyet'in temel niteliklerine, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı olamayacak.

 Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nda yapılan değişikliklerle de ilgili mevzuat AB müktesebatına uyumlu hale getiriliyor.

 Belli bir mesleğe mensup kamu görevlilerinin dernek kurmasına ilişkin sınırlamalar da kaldırılıyor.

YASALAŞMA SÜRECİ

Avrupa Birliği (AB) Genel Sekreterliği'nce hazırlanan, Adalet Bakanlığı'nca son şekli verilen AB'ye uyum sürecinde çeşitli yasalarda değişiklik yapan teklif, 23 Temmuz'da kamuoyuna açıklandı.

Teklif, 25 Temmuz'da, Milletvekili Genel Seçimlerinin 3 Kasım 2002 Pazar günü yapılmasına ilişkin bir maddenin eklenmesiyle Anavatan Partisi (ANAP) Grup Başkanvekilleri, Denizli Milletvekili Beyhan Aslan, Eskişehir Milletvekili İbrahim Yaşar Dedelek ile Kırıkkale Milletvekili Nihat Gökbulut’un imzasıyla TBMM Başkanlığına sunuldu.

TBMM Başkanlığı, teklifi, 29 Temmuz'da Tali Komisyon olarak "Anayasa", "Milli Eğitim, Kültür,Gençlik ve Spor", "İçişleri", "Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler" Komisyonlarına, Esas Komisyon olarak da Adalet Komisyonu'na sevketti.

Teklif metni 30 Temmuz 2002'de komisyonlarda ele alındı.

Komisyonlardaki görüşmeler sırasında, seçimlerin 3 Kasım 2002'de yapılmasına ilişkin hükümler, teklif metninden çıkarıldı.

Adalet Komisyonu'nda son şekli verilen teklif, 1-2 Ağustos 2002 tarihlerinde TBMM Genel Kurulu'nun Olağanüstü Toplantısı'nda ele alındı.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler, TBMM'nin 1 Ağustos'ta yapıldı (124. Birleşim) ve maddelere geçilmesi, 112'ye karşı 323 oyla kabul edildi. Oylamaya 437 milletvekili katıldı. 2 de çekimser oy kullanıldı.

Teklifin maddelerinin görüşülmesi 2 Ağustos'ta (125. Birleşim) gerçekleştirildi. Üzerinde en çok tartışılan maddelerin oylanması, "açık oylama" şeklinde yapıldı.

"İdam cezasının kaldırılmasına" ilişkin 1. maddenin oylama sonucu şöyle:
Katılan: 419, Kabul: 256 , Ret : 162 , Çekimser: 1

"Cemaat Vakıfları" ile ilgili 4. maddenin oylama sonucu şöyle:
Katılan: 345, Kabul: 227 , Ret : 118

"Yargılamanın Yenilenmesi" ile ilgili 7. maddenin oylama sonucu şöyle:
Katılan: 305, Kabul: 210 , Ret : 95

"Farlı dil ve lehçelerde Yayın" ile ilgili 8. maddenin oylama sonucu şöyle:
Katılan: 381, Kabul: 267 , Ret : 114

"Farlı dil ve lehçelerde Öğrenim" ile ilgili 11. maddenin oylama sonucu şöyle:
Katılan: 350, Kabul: 235 , Ret : 113, Çekimser: 2

"İdam Cezası" ile ilgili Geçici 1. maddenin oylama sonucu şöyle:
Katılan: 362, Kabul: 244 , Ret : 117, Çekimser: 1

"Avrupa Birliği'ne Uyum Yasaları" olarak adlandırılan "Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun", 3 Ağustos 2002 tarihinde sabaha karşı kabul edildi.

Yasa, 9 Ağustos 2002 tarihli 24841 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yasanın 9. maddesinin, daha önce Anayasa Mahkemesi'nde iptal davasına konu edilen 4756 sayılı "Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 25. maddesinde öngörülen para cezalarını aynen kabul eden ve 5680 sayılı Basın Yasası'nın 21., 22., 24., 25., 30., 33. ve 34. maddelerinde değişiklik yapan (B), (C), (D), (E), (F), (G) ve (H) fıkralarının, öngörülen para cezalarının tutarı yönünden, Anayasa'nın 26. maddesindeki "haber alma" ve 28. maddesindeki "basın" özgürlüklerine ilişkin kurallara, 13. maddesindeki "demokratik toplum düzeninin gerekleri" ve "ölçülülük ilkesi"ne aykırı olmaları nedeniyle iptalleri istemiyle 14 Ağustos 2002'de Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) de, yasanın 6 maddesinin iptali için, 9 Eylül 2002'de Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

MHP, "İdam cezasının kaldırılmasına" ilişkin 1. maddenin, Anayasa'nın başlangıç kısmı ile 3, 4, 5, 17, 38 ve 87. maddelerine; "Cemaat Vakıfları" ile ilgili 4. maddesinin, Anayasa'nın başlangıç kısmı ile 2, 6, 9, 10, 35 ve 138. maddelerine; "Yargılamanın yenilenmesine" ilişkin 6 ve 7. maddelerinin Anayasa'nın başlangıç kısmı ile 2, 4, 6, 9 ve 138. madde hükümlerine; "Farklı dil ve lehçelerde yayın, eğitim ve öğretim" ile ilgili 8 ve 11. maddelerinin de Anayasa'nın başlangıç kısmı ile 3, 4, 5, 14 ve 42. madde hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürdü.

MHP'nin Anayasa Mahkemesi başvurması, 57. Hükümet'in iki koalisyon ortağı ANAP ve MHP arasında tartışmalara neden oldu.
 

 


Yorumları Oku (1) ...
 


Online Borsa