|

21. yüzyıl diyoruz, modern yaşam diyoruz, demokrasi diyoruz, eşitlik diyoruz, hak hukuk diyoruz, daha çok bireysel özgürlük diyoruz, diyoruz da diyoruz. Süslü kelimeleri söylüyor ve bazı gerçekleri ortaya koymuyoruz.
Bu söylemlerimize rağmen, çağa ve modern yaşamın tüm dünyada kabul görmesine ve diğer yaşamsal kurallara rağmen, çağa ve modern yaşama uymayan şu ağalık sistemine dokunmuyoruz.
21. yüzyılın getirdiği iletişim bombardımanında, insanların özgürlük anlayışı daha geniş ufuklara ulaştı ve çağı ve çağın özgürlükçü yaşam biçimlerinin algılanmasını sağladı. Bu iletişimin neticesinde bir kişinin diğer bir kişiye tabi olması artık kabul görmeyen bir durum halini aldı. Eski zamanlarda kabul gören bu sistem artık çağ dışı bir uygulama olarak ortada kaldı.
Modern yaşamın bireylere verdiği hak ve özgürlükler; ağalık sistemini itmeye başladı. Ağalık sistemi hala sürüyor ise bunun sürme gereksinimleri de ortadan kalkmışken neden ağaların bitmediğini anlamak bu çağın insanı bizlere yabancı kalıyor.
Demokrasiyi de derinden ve olumsuz etkileyen ağalık düzeninde, ağaya bağlı kulların kendi rızası ile demokratik haklardan doğan kararlarını kendilerine bırakmadığı da ortada.
Ağa ve maraba gibi sınıfsal bir farklılığın ve fırsat eşitliğinin oluştuğu da söylenemez.
Hak ve hukukun oluşması için kanun gücünden ziyade ağanın gücü hâkim olduğundan, emek karşılığı kazanç hakkı, ağanın üstünlüğü sebebiyle marabanın saygınlık hakkı, ağa ve marabanın arasındaki kudret ve imkân farkları nedeni ile oluşan demografik kazanımların dengesizliği ve diğer bütün konularda sistem, ağanın menfaatine, toplumun zararına işler.
Bireysel özgürlüğün ağalık sisteminde basit bir örneğini vererek var olduğunu bile söyleme tenezzülünde bulunmayacağım ki, ağanın verdiği özgürlük kadar özgürlüğe sahip marabalara Allah (cc) yardımcısı olsun.
Bireysel güveliği her ne kadar T.C. Devleti sağlasa da, her daim ağayla yüz yüze kalan marabanın güvenliği ağanın elindedir. Kaldı ki, ağanın emrinde gerektiğinde ölmeye ve öldürmeye hazır silahlı adamların yaptıklarına baktığımızda, bireysel güvenlik zafiyetinin ortada olduğu bir gerçektir.
Güvenliği, güvence altına alınmamış insanların, kendi güvenliğini baskı altına alan kişi veya kişilere karşı durmaları mantık dışıdır. Güvenlik sorunu nedeni ile bireyin saygınlığa ulaşması mümkün olmayacağından, birey hiçbir şey için kendini ispatlamak ve fayda sağlamak üzere hareket edemez. Kişi beslenme ve barınma ihtiyaçlarının karşılanması noktasında kalır ve insanca yaşayamaz.
Şimdi bir teşbihte bulunalım, hayvancılık yapanların sürülerinin karınları doyuyor mu doyuyor, bir ağılda barınıyorlar mı barınıyorlar, güvenlikleri sağlanıyor mu sağlanıyor. Peki güvenlikleri ne zamana kadar sağlanıyor, sürü sahibinin hayvan ve hayvanları elden çıkarma zamanına kadar. Hayvan kıymetlendiği zaman satılıyor ve kesime gidiyor. Yani canı sürü sahibinin elinde.
Şimdi ağalık sistemine bakalım, ufak tefek noktalar dışında neyin benzemediğini düşünelim. Ağanın yanında kalmak zorunda bırakılan marabalar, sizce nasıl yaşıyorlar?
Kaliteli yaşam, sadece karın doyurmak ve barınmak değildir. Yaşam; beslenmenin ve barınmanın sağlanmasının yanında, bireysel güvenliğin sağlandığı, saygınlığın yaşanabileceği ve insana yaşadığı topluma fayda üretebilecek kendini ispatlama şansını verildiği sürece kaliteli bir yaşamdan bahsetmek mümkünken bu AĞALIK SİSTEMİ NİYE SÜRER? ben anlamam.
Devletin gücü ve kudreti bireyin yanında olması gerekirken, bunu neden çözmez onu da anlamam.
İnsanlar nereli olurlarsa olsunlar, hangi alt etnik kökene sahip olurlarsa olsunlar, insanca ve insan gibi yaşamalılar.
Şimdi birde sevgili okuyuculara çözüme ortak olmaları için soruyorum, bu çağda “TÜRKİYE DE AĞALIK SİSTEMİ NİYE SÜRÜYOR?” Yorumları Oku (0) ...
|