Güncel Haber
Ergenekon Değil, AKÖ

AKÖ (AKP’ye Karşıtların Örgütü)

Hüseyin Çelik, Haber Türk’ün, Memleketin Halin programında konuşuyordu. Bir soru üzerine Hrant Dink, ve diğer tüm darbe vb. olayların AKP’ye karşı yapıldığını ve Yargının da; Ergenekon (!) Balyoz, Kafes eylem planı, muhtıralar, Danıştay saldırısının hep AKP’yi yıpratmak için düzenlendiğini, post modern darbelere zemin hazırladığı olayları sorguladığını ve sorgulamasının gerektiğini söyledi.

Demokrasinin durdurulmasına karşı durmalıyız ve AKP veya CHP veya MHP ve diğer Türkiye partilerinin iktidarlarında da bu unsurların cezalandırılması gerektiğine kimse itiraz edemez. Demokrasiyi durdurmaya çalışanlar kanunların cezalandırma müeyyideleri ile cezalandırılmalıdır.

Yargının, yasaların elverdiği ölçülerdeki soruşturma ve kovuşturmalarına devam etmelidir. Cezaya muhatap olanlar kesinlikle cezalandırılmalıdır.

Tarihin önünde pısırık kalanlar, tarihin sayfalarında yer bulacaklardır. İktidara, daha doğrusu, AKP’ye karşıtların bir örgüt gibi düşünülmesi sebebiyle süren dalga dalga, hatta dalgalar dalgalar gibi birçok kişinin içeriye tıkıldığı bu ortamda artık el insaf demek durumundayız. Ergenekon diye diye dillerinde ki tüylerini bitirenlerin, Ergenekon adlı destanımızı dillerinde düşürerek bir isim koymalıdır.

Benim önerim AKÖ (AKP’ye Karşıtların Örgütü)’dür veya AKTÖ ((AKP’ye Karşıtların Terör Örgütü) gibi benim naçizane önerim var. Sizler de önerinizi ortaya koyunuz. Destanımız; bu anılan örgüt yüzünden kötü anlamlarla anılıyor.

Artık kibarca lütfen diyorum. Lütfen bu ismi değiştiriniz. Hiçbirşey bulamazsanız AKÖ deyiniz ama destanımızın adını, destanımızla analım.

Serdar Şahin

17 Ocak 2012


Yorumları Oku (0) ...
 
Ya Pkk'yı Bitirin Ya da Kendinize Başka İş Bulun
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

 

Türkiye ve Türkiye vatandaşlarına kastedmiş bir terör örgütü olan pkk, Türkiye'ye olduğu kadar diğer destekleyen unsurlara da zul olmaya başladı. Artık bitmesi gereken bir örgüt olarak ortada kaldı ve bitmeli de.

Türkiye de oluşan ve terörün ve bu terör örgtünün bitirilmesi noktasında, Türkiye dışında ki unsurlar da kabullenmiş durumda.

Kuzey Irak ta konuşlanan terör örgütü, Türkiye'nin operasyon yapma ihtimali ve askeri varlığını sürdürebileceği ihtimali üzerine kurulmaya çalışılan Kürdistan'ı tehdit etmekte. Bu durum, enerji kaynaklarını Irak işgali ile eline geçirmiş batının işine gelmemektedir. Çünkü, ırak ile Türkiyenin sınır anlaşması yoktur ve Kuzey Irak Misak-ı Milli sınırları içerisindedir. Anlaşmanın olmaması durumunda Türkiye tarihten gelen benim toprağım iddiasını hayata geçirebilir.

Kuzey Irak yönetiminin de bu sebeple rahatsız olmalıdır. Tabii onları destekleyen abileri de.

Türkiye'nin de bu kartı ortaya koyması ve üzzerine gitmesi halinde Kuzey Irak yönetiminin ve Irak merkezi yönetiminin yanı sıra, Abd, İngiltere ve diğer Irak işgalcileri de bu stratejiye oluşan konjoktör dolayısı ile karşılık veremeyeceklerdir.

Ortadoğu ve dünya üzerinde Türkiyenin oluşan etkisinin en tepe noktalarında ike Türkiyenin bu sorununu çözmesi gerekmektedir.

Bir taşla Birkaç kuş vurma stratejisini sürdürerek şimdi ve gelecekte Türkiye'ye faydalar üretilebilir.

Yöneticilerden vatandaşın beklentisi budur. Acı bir deprem bile bu beklentiyi rafa kaldıramadı. Türkiye Van'ın yarasını yapılan işlerle sarmış ve sarmaya da devam edecektir.

Büyük ülke olmanın sözde kalmaması için kendi sorununu çözmüş olması gerekmektedir.

Bu konu artık Türkiye de yaşayan terör örgütü destekşileri hariç isteğidir.

Bundan sonra büyük ülke olduğunu dünyaya anlatmaya çalışan Türkiyenin vatandaşlarına sorunu hallettik demekten başka yolu yoktur ve yönetici kadronun yönetme becerisi kıstası bunun üzerine oturacaktır.

Yöneticilere tavsiyemiz, ya bu sorunu halledin, ya da kendinize yapacak başka iş bulun.

 


Yorumları Oku (0) ...
 
Deprem ve Millet
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

vandeprem

Türkiyede Yaşayan Herr Vatandaş Bir Millet Evladıdır.

Irk ile Millet kavramlarını birbirine karıştıran bir aydın kesimi olduğu sürece, ne bu depremde, ne de başka konularda çözümsüzlüklerin içinden çıkamayacağız.

Ben ırk olarak Türkmen bir kökene bağlıyım, bir diğer arkadaşım Avşarlardan, bir diğeri Kürt, bir başkası da Çerkez ve diğer ırklarla birlikte yaşıyoruz.

Irklar başka, Türk Milleti ise başka bir kavram. Aydınların anlatmadığı konu da bu. Ayrıştırıldığımızı kavram olarak ortada duran ırklar ile millet kavramlarının aynılaştırılmamasıdır. Bu kavram karmaşası bizim sakat bir anlayışımızın eseridir.

Türk boyları da denen etnik kökenleri farklı olan ırklar, Türk milletinine bağlılığını ilan etmiş ve ayrışmaz bir bütün olmuşlardır. Tarihi süreçte Türk Milletine ve Osmanlı İmparatorluğu ile sonradan eklenen ırkların Kürt Çerkez ve diğer etnik kökenler Türk Milleti kavramı altında birleşmişleri, tarihe adını Türk Milleti adı ile yer bulmuşlardur. Bu birlikteliği ayrıştırmak için tarihe göre çok uzun sürmeyen ayrışıma senaryoları sürmektedir.

Aynı tarihi paylaşan, aynı kültürle yoğrulmuş, aynı kıbleye dönen, aynı mezarlığa gömülen, kız alıp verebilecek akraba olacak kadar birbirinden ayrılmayan, aynı mahallede hatta aynı binada yaşayan ve yüzlerce yıl tarihi paylaşmış, tarihi badireleri atlatmış toplumlar bir millettir.

Kendini ayrı bir millet sayma keyfiyeti ortaya çıkabilir, bu durum diğer insanların canını tehtid etmeyi bırakın, rahatsız etmeyi bile fazla bulunmalıdır.

Van da olan depremde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları yıkımın altında veya mağdur durumda kaldılar. Bu insanların hepsi Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşlarıdır, Türkiye halkıdır ve Türk Miletinin evlatlarıdır. Etnik kökeni ne olursa olsun bu kavramları kabul etmeli ve bu merkezde konuya yaklaşmalıyız.

Kendini Türkiye Vatandaşı hissetmeyen, Türkiye halkından saymayan, Türk Milletinin bir neferi olarak kabul etmeyenler çıkabilir.

Bunları kabul etmeyenler Dünya üzerinde yaşayan herhangi bir milletin evladı olabilir. Ama bu kavramları kabul edenler ve karşı olmayanlar bu kavramların neferleri olarak kabul edilmeli ve acıları bizim acımız, sevinçleri bizim sevincimiz olmalıdır.

Türk Milletinin tüm evlatları üzerine düşen görevi yaptılar. Üzerine görev almayanlar ve üzülmeyenler ise biraz düşünmeliler.

Ayrışmak çok kolaydır, birlik te olmakta. Birileri yanlış yapıyor olabilir. Siz hangisini seçeceğinize karar vermelisiniz.

Deprem de canını kaybeden Türk Milletinin evlatlarına Allah'tan (cc) rahmet, sağ kurtulanlara sabırlar diliyoruz.


Yorumları Oku (0) ...
 
Ağalık Sistemi Niye Sürüyor?
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

ucurumdanatlayankoyunar

21. yüzyıl diyoruz, modern yaşam diyoruz, demokrasi diyoruz, eşitlik diyoruz, hak hukuk diyoruz, daha çok bireysel özgürlük diyoruz, diyoruz da diyoruz. Süslü kelimeleri söylüyor ve bazı gerçekleri ortaya koymuyoruz.

Bu söylemlerimize rağmen, çağa ve modern yaşamın tüm dünyada kabul görmesine ve diğer yaşamsal kurallara rağmen, çağa ve modern yaşama uymayan şu ağalık sistemine dokunmuyoruz.

21. yüzyılın getirdiği iletişim bombardımanında, insanların özgürlük anlayışı daha geniş ufuklara ulaştı ve çağı ve çağın özgürlükçü yaşam biçimlerinin algılanmasını sağladı. Bu iletişimin neticesinde bir kişinin diğer bir kişiye tabi olması artık kabul görmeyen bir durum halini aldı. Eski zamanlarda kabul gören bu sistem artık çağ dışı bir uygulama olarak ortada kaldı.

Modern yaşamın bireylere verdiği hak ve özgürlükler; ağalık sistemini itmeye başladı. Ağalık sistemi hala sürüyor ise bunun sürme gereksinimleri de ortadan kalkmışken neden ağaların bitmediğini anlamak bu çağın insanı bizlere yabancı kalıyor.

Demokrasiyi de derinden ve olumsuz etkileyen ağalık düzeninde, ağaya bağlı kulların kendi rızası ile demokratik haklardan doğan kararlarını kendilerine bırakmadığı da ortada.

Ağa ve maraba gibi sınıfsal bir farklılığın ve fırsat eşitliğinin oluştuğu da söylenemez.

Hak ve hukukun oluşması için kanun gücünden ziyade ağanın gücü hâkim olduğundan, emek karşılığı kazanç hakkı, ağanın üstünlüğü sebebiyle marabanın saygınlık hakkı, ağa ve marabanın arasındaki kudret ve imkân farkları nedeni ile oluşan demografik kazanımların dengesizliği ve diğer bütün konularda sistem, ağanın menfaatine, toplumun zararına işler.

Bireysel özgürlüğün ağalık sisteminde basit bir örneğini vererek var olduğunu bile söyleme tenezzülünde bulunmayacağım ki, ağanın verdiği özgürlük kadar özgürlüğe sahip marabalara Allah (cc) yardımcısı olsun.

Bireysel güveliği her ne kadar T.C. Devleti sağlasa da, her daim ağayla yüz yüze kalan marabanın güvenliği ağanın elindedir. Kaldı ki, ağanın emrinde gerektiğinde ölmeye ve öldürmeye hazır silahlı adamların yaptıklarına baktığımızda, bireysel güvenlik zafiyetinin ortada olduğu bir gerçektir.

Güvenliği, güvence altına alınmamış insanların, kendi güvenliğini baskı altına alan kişi veya kişilere karşı durmaları mantık dışıdır. Güvenlik sorunu nedeni ile bireyin saygınlığa ulaşması mümkün olmayacağından, birey hiçbir şey için kendini ispatlamak ve fayda sağlamak üzere hareket edemez. Kişi beslenme ve barınma ihtiyaçlarının karşılanması noktasında kalır ve insanca yaşayamaz.

Şimdi bir teşbihte bulunalım, hayvancılık yapanların sürülerinin karınları doyuyor mu doyuyor, bir ağılda barınıyorlar mı barınıyorlar, güvenlikleri sağlanıyor mu sağlanıyor. Peki güvenlikleri ne zamana kadar sağlanıyor, sürü sahibinin hayvan ve hayvanları elden çıkarma zamanına kadar. Hayvan kıymetlendiği zaman satılıyor ve kesime gidiyor. Yani canı sürü sahibinin elinde.

Şimdi ağalık sistemine bakalım, ufak tefek noktalar dışında neyin benzemediğini düşünelim. Ağanın yanında kalmak zorunda bırakılan marabalar, sizce nasıl yaşıyorlar?

Kaliteli yaşam, sadece karın doyurmak ve barınmak değildir. Yaşam; beslenmenin ve barınmanın sağlanmasının yanında, bireysel güvenliğin sağlandığı, saygınlığın yaşanabileceği ve insana yaşadığı topluma fayda üretebilecek kendini ispatlama şansını verildiği sürece kaliteli bir yaşamdan bahsetmek mümkünken bu AĞALIK SİSTEMİ NİYE SÜRER? ben anlamam.

Devletin gücü ve kudreti bireyin yanında olması gerekirken, bunu neden çözmez onu da anlamam.

İnsanlar nereli olurlarsa olsunlar, hangi alt etnik kökene sahip olurlarsa olsunlar, insanca ve insan gibi yaşamalılar.

Şimdi birde sevgili okuyuculara çözüme ortak olmaları için soruyorum, bu çağda “TÜRKİYE DE AĞALIK SİSTEMİ NİYE SÜRÜYOR?”


Yorumları Oku (0) ...
 
Sizce Zorunlu Askerlik Kalkmalı mı?
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

askerbayrakresmi

Ahim 2011 Aralık ayına  kadar vicdani ret şansı verilmeli ve zorunlu askerlik kalkmalı, yoksa yaptırım uygulanacağını bildirmiş.

Asker olmak istemeyenleri, çeşitli bahaneler üreterek askerlik yapmaktan kaçtığını zaten görüyoruz. Bizi işin bu tarafı ilgilendirmiyor. Bu yazıda askerliğin önemini basit bir tespit ile yazmaya çalışacağım ve bunun kırılmasının kime faydası olacağını anlamamıza neden olacağını umuyorum:

Teknolojinin çok geliştiği günümüzde, savunma sistemi içerisinde insan faktörünün etkisi azalmakla beraber, yerel etkisini önemsemeliyiz.

Savaşların gidişatı, teknolojik üstünlükle belirlenirken, işgalin gerçekleşmesi için piyade gücü hala önemli. Bunun için son dönem dünyadaki post modern işgallere bakarsak daha net görürüz. Her ne kadar güçlü bombalar atarlarsa atsınlar, piyade ile alan kaplamaya çalışan güçler yerel güçlerin verdiği zayiatı umursamak durumundadır. Asıl kayıpların da tamda burada verildiğini gördük.

Şehirlerin zayıf piyade güçleri ile düştüğünü gördük. Öldürme kolaylığını eline alan işgal ordularının bu zayıflık karşısında ne kadar acımasızca ve küstahça insan öldürdüğünü de gördük. Hatta işgal edilen bölgedeki insanların kendilerine tehdit oluşturmaması sebebiyle, kolayca kadınlara tecavüz ettiğini de gördük. Direnişin zayıflaması ile yer altı yer üstü ve insan kaynağının ne kadar hoyratça kullanıldığını da gördük.

Peki, işgal edilen ülkelerin insanları askeri disiplini tam almış olsalardı, hepsi işgal güçlerine karşı tehdit unsuru olsalardı, yukarıda tespitlerimden hangilerini kolayca yapabileceklerdi ki?

Her Türk asker doğar sloganı bu gibi durumlarda Türk Milletinin hazır olacağını ve bu durumlara psikolojik olarak ta hazır olduğunu veriyor.

Bireysel olarak askerlik yapmanın toplumsal yaşamımıza olumsuz etkilerini görmüyoruz. Hatta faydalarını söyleyebiliriz. Ama toplumsal olarak bir birliği ve herhangi bir tehdide karşı hazır olmayı sağlıyor. Kaynaşmayı, doğusuyla batısıyla meç olmayı sağlıyor. Kardeş olmayı sağlıyor. Bu vatana fedakarlık yapmanın onurunu sağlıyor. Olumlu yönlerini daha da çoğaltabiliriz.

Askerliği diğer nedenlerle zorunlu olasını istemeyenler var. Hayatın bir bölümünün kısmen kesintiye uğramasına neden oluyor ve vatani görev bitmeden gerçek hayata dönüşte zorlanılıyor. Tabii bunun içinde çeşitli yöntemler uygulanarak ihtiyaçların giderildiği görülüyor. Ama askerliğini yapmış insanların ve ailelerin askerliğini yapanın hayatının kesintiye uğramasına rağmen, teskere aldıktan sonraki vatana ve millete hizmetten dolayı onur ve gururunu yaşamadım diyene daha rastlayamadım.

28 gün bedelli askerlik yapanların bile heyecanla anılarını anlattığı yaşıyoruz. Tabii ki askerlik herkese eşit süre ile görev olması gereğini, eşitlik ilkesini savunarak hatırlatmak istiyorum.

Yukarıda yazılanlar ışığında; piyade gücünün yerel kuvvetler olarak hala önemli olduğunu, askeri disiplin görmüş bireylerin Türkiye’nin her yerinde olması gerektiğini savunuyor, profesyonel ordunun kurulmasının bu ihtiyacı gidermeyeceği kanaatimle, zorunlu askerliğin, işgaldeki en önemli gücün piyade gücü olduğu sürece devam etmesi gerektiğini savunuyorum.

Ülkemizin piyade gücünü kırmak isteyen güçlerin, gelecek planlarını nasıl yapacağını da düşünmek istemeden soruyorum.

Basit tespitler ışığında;

Sizce zorunlu askerlik kalkmalı mı?

Serdar Şahin

4 Ekim 2011


Yorumları Oku (0) ...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 İleri > Son >>

Sayfa 1 - 63

Online Borsa

Hürriyet Haber

Warning: tempnam(): SAFE MODE Restriction in effect. The script whose uid is 1064 is not allowed to access /tmp owned by uid 0 in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 18 Warning: fopen(): Filename cannot be empty in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 19 Warning: fwrite(): supplied argument is not a valid stream resource in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 20 Warning: fclose(): supplied argument is not a valid stream resource in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 21 Warning: include_once(): Filename cannot be empty in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 22 Warning: include_once(): Failed opening '' for inclusion (include_path='.:/usr/lib/php:/usr/local/lib/php') in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 22 Warning: unlink(): Unable to access in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 23

Milliyet

Warning: tempnam(): SAFE MODE Restriction in effect. The script whose uid is 1064 is not allowed to access /tmp owned by uid 0 in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 18 Warning: fopen(): Filename cannot be empty in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 19 Warning: fwrite(): supplied argument is not a valid stream resource in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 20 Warning: fclose(): supplied argument is not a valid stream resource in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 21 Warning: include_once(): Filename cannot be empty in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 22 Warning: include_once(): Failed opening '' for inclusion (include_path='.:/usr/lib/php:/usr/local/lib/php') in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 22 Warning: unlink(): Unable to access in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 23