Diğer Türk Özerk Bölge ve Cumhuriyetleri
Türk İslam Aleminin Bayrağı Yere Düşmemeli
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 16
ZayıfMükemmel 

osmanliarmasi

Tekbayrak, Türk İslam Aleminin Bayrağını Taşımaya Devam Edecek

Biz “TEKBAYRAK ALTINDA BULUŞALIM” derken, Bağımsız ve özerk Türk Cumhuriyetleri ile Türk toplumlarını ilk önce birlikte medeniyetini yükseltmesini isterken, genel olarak din birliğimiz ve Geçmişimiz, tarihimiz olan Osmanlının parçaları olan devletler ile İslam dünyasını dışımızda tutmadık, tutmayacağız.

Biz, geçen asrın başında geçmiş devletimiz Osmanlıya batı tarafından yapılanları unutmadık, unutmayacağız.

Biz, Libya’yı, Irak’ı, Filistin’i, diğer Osmanlı toprakları olan ve üzerinde yaşayan kardeşlerimizi, kendimizden ayırmadık, ayırmayacağız.

Biz, mezhebimiz ayrı olsa bile, İslam ortak noktasında buluşabileceğimiz, bizimle kardeş olan tüm İslam’a mümin kardeşlerimizi unutmadık, unutmayacağız.

Biz, Türk İslam sentezinin, Sultan Sancar’ın bakışıyla gördük ve görmeye devam edeceğiz.

Biz, bu uğurda, akıllıca ilerleyerek, bizim kanımız ve İslam kardeşlerimizin hepsini, bu bloğa egemen olmak isteyen, sömürmek isteyen, bunun için her türlü hile ve desiseye başvuranlara yedirtmedik, yedirtmeyeceğiz.

Biz, DOĞUMLA TÜRKÜZ, KALBEN İSLAM, Batıya bunu belki anlatamadık ama artık anlatacağız.

Birileri belki hainlikle, belki çaresizlikle taviz vermiş olabilir. Ama Biz, sarı Öküzü vermedik, vermeyeceğiz.

Sarı Öküz Hikâyesi (Konuyla ilgili olduğu için okumanızı tavsiye ederim.)

Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş.

Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış.

Öküzlerin lideri Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:

"Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum bugüne kadar sizlere zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Bütün suç hep o Sarı Öküz de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım."

Boz Öküz ve heyeti bu sözler üzerine aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öksüz’ü vermişler aslanlara. Bir tek Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış. Bir süre sonra aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk'u istemişler:

"Gördünüz mü ne kadar barışseveriz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa sizler normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim."

Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk'u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş. Bu olay sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahaleye ederek, "Verin bize şunu, yoksa karışmayız" demeye başlamışlar.

Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine, "Ne oldu bize, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, vaktiyle ne kadar güçlüydük" diye sormuş.

Boz Öküz, Benekli Öküz ‘ün sözlerini hatırlayarak, gözleri nemli "Biz" demiş, "Sarı Öksüz’ü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı.."

TEKBAYRAK FİKRİNİ BENİMSEMİŞ HER BİR BİREY, SARI VEYA BENEKLİ HİÇBİR KARDEŞİNİ VERMEMEK ÜZERE AND İÇMİŞ SAYILIR.

Serdar Şahin

10 Mart 2011


Yorumları Oku (0) ...
 
Batı Osmanlı Topraklarındaki Kirli Oyununu Bitiremedi

osmanliarmasi

Batı niye Türkiye’nin hava sahasını kapatmıyor

Libya lideri Kaddafi, TRT Türk ve Fransız haber kanalı LCI’ye verdiği demeçte, ülkesindeki isyandan El Kaide’yi sorumlu tuttu. Batı’nın petrol başta olmak üzere Libya’nın zenginliklerine göz koyduğunu öne süren Kaddafi şu mesajları verdi. - NATO, Libya hava sahasını kapatırsa Libya halkı silaha sarılıp savaşır. - Senelerdir Türk Ordusu Kürtlerle savaşıyor. Niye Türkiye’nin askeri hava sahasını kapatmıyorlar? Ne Amerika ne de Avrupa bununla ilgili bir karar çıkarıyor. Neden?

MUAMMER Kaddafi’nin TRT Türk ve Fransız LCI kanalına verdiği röportaj özetle şöyle:

- El Kaide örgütü dışarıdan geldi. İçeride de hareketsiz bekleyen destekçileri vardı. Öncelikle hapishaneler ve orada idama mahkûm edilen ya da normal suçlardan içeri girmiş birçok tutukluyu serbest bıraktılar. Onlara bizimle savaşın dediler. Gençlere de yanlarında savaşmaları için para verdiler. Gruplar olsa da El Kaide’nin dışında başka sorumlu görmüyorum.

- Eğer El Kaide, Batı ülkelerinin dediği gibi artık bir ortak düşman değilse, o zaman yarın Bin Ladin’le konuşup anlaşalım. Eğer yaptıkları terörizm değilse bizim dostumuz olsunlar.

- NATO, Libya hava sahasını kapatırsa bu durumun bize faydası olur. Libya halkı onların gerçek maksatlarını, Libya’yı kontrolleri altına almak, hürriyetlerini ellerinden almak, petrollerini ele geçirmek istediklerini anlamış olacak. Tüm Libya halkı silaha sarılıp savaşacak. Fransa olmak üzere Batı ülkeleri, Libya üzerinde sömürgeci bir oyun oynuyor.

- Batı, bize karşı almış olduğu tavrı sürdürecekse bıraksınlar Kuzey Afrika’da, Akdeniz’de El Kaide’ye bağlı Somalili korsanlar gezsin. Barbaros Hayrettin Akdeniz’de gemilere haraç kesecek.

- Türkiye’de hak isteyen Kürtler var. Ayrılmak, bağımsız bir devlet kurmak istiyorlar. Senelerdir Türk Ordusu Kürtlerle savaşıyor. Niye Türkiye’nin askeri hava sahasını kapatmıyorlar? Ne Amerika ne de Avrupa bununla ilgili bir karar çıkarıyor. Neden?

Hepimiz Osmanlıyız

- Türkler kardeşimiz. Tarihimiz bir. Yüzlerce yıl birlikte yaşamış bir halkız. Hepimiz Osmanlıyız. Tarihimiz bu. Bundan kurtulamayız. Temennim Türklerin çekilmemesiydi. Libya’ya dönmeleri halinde kapımız her zaman açık. Onların Libya’daki yeni inşaat projelerinde işleri var. Türk işçilere en kısa sürede dönüş güvencesi vereceğim.

- Erdoğan’la dostuz, arkadaşız. Gerçekten mükemmel ilişkilerimiz var. Birçok anlaşmamız var. Vizeleri kaldırdık. Türk şirketlerinin ülkemizde her zaman önceliği var. Tabii gelen açıklamalarla ilgili ben Türkiye’yi mazur görüyorum. Türkiye, olayların gerçek yüzünü öğrendiğinde ve Libya’da kargaşa olmadığını anladığında tutumunu değiştirecektir.

 


Yorumları Oku (0) ...
 
Rus Zulmü Durmak Bilmiyor
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Sürgündeki Tatar Milli Hükümeti üyesi, Roza Kurban'dan bir çığlık 

"TATAR MİLLİ MECLİSİ REİSİ FEVZİYE BAYRAMOVA'NIN AKIBETİNDEN ENDİŞELİYİZ !"

Putin veya herhangi bir Rus Yöneticisi, Tatar ve diğer Türk kardeşlerimizle uğraşma, bu dünya düzeninde gelecekte bu zulmün karşılığını halkına yaşatma, belli olmaz sende bu ahı yaşarsın.

         Tatar Milli Meclisi reisi Fevziye Bayramova’ya yapılan FSB saldırıları dur durak bilmiyor. Fevziye Bayramova, 5 aydır hasta, son günlerde durumu ciddi olunca hastaneye yatma kararı almıştı. Bir taraftan hastaneye yatıp yatmama konusunda endişeleri vardı. Son olaylar Fevziye Hanım’ın endişelerinde ne kadar haklı olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. 20 yıldır Tatar Milli bağımsızlık mücadelesi veren Fevziye Bayramova’nın kalbi daha fazla dayanamamış, yorgun düşmüştür ve Bayramova halk dilinde “kalp yorgunluğu” olarak adlandırılan hastalığa yakalanmıştır.

Her zaman halkın derdine derman olmaya çalışan, halkının mutluluğu ve istikbali uğruna kendini adayan bu kahraman kadın, çizdiği yoldan bir an olsun caymamış, gözünü daldan budaktan esirgemeden halkının haklarını savunmuştur. Bayramova hakkında onlarca cinaî dava açılmış, evi ve arabası patlatılmış, fakat o halkının haklarını savunmaktan vazgeçmemiştir. 1991 yılının 14 Mayıs tarihinde Fevziye Bayramova, Tataristan’da Rusya başkanının seçimine karşı siyasî açlık ilan etmiştir. Bayramova ilan eden 14 günlük siyasî açlıktan sonra, Tataristan Parlamentosu Rusya başkanı seçimine katılmama kararı almıştır. 1990 yılında Tataristan Parlamentosuna milletvekili olarak seçilen Fevziye Bayramova, Tataristan Bağımsızlık Beyanatını hazırlayan siyasetçilerdendir. Bayramova, 1991 yılında kurulan Tataristan Milli Bağımsızlık Partisi olan “İttifak” partisinin kurucusu ve genel başkanıdır. 1917-1918 yıllarında kurulan, daha sonra Sovyetler tarafından dağıtılan Tatar Milli Meclisi, 1992 yılında tekrar kurulduğu sırada Bayramova kurucular arasında yer almıştır. 1994-1997 yılları arasında Tatar Milli Meclisi reisi görevini yürüten Fevziye Bayramova, 20 Aralık 2008’de yapılan Tatar Milli Meclisi toplantısında tekrar Tatar Milli Meclisi reisi olarak seçilmiştir. Bu toplantıda, 30 Ağustos 1990’da ilan edilen Tataristan Bağımsızlığı ve 1992 yılının 21 Mart tarihinde yapılan Referandum sonuçlarına dayanarak kabul edilen Bağımsızlık Beyanatı ve Tataristan’ın devlet bağımsızlığını tanınması isteğiyle dünya ülkelerine ve BM’ye yazılan Müracaatı bahane ederek FSB hiç zaman kaybetmeden 24 Aralık 2008’de Tatar Milli Meclisi reisi Fevziye Bayramova’nın evini aramış, bilgisayar ve belgelerine el koymuştur. Aradan 1 yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen bilgisayar ve belgeler geri verilmemiştir. 26.12.2008’de Rusya Federasyonu Anayasasının 282.maddesinin 2.fıkrası olan “MİLLETLER ARASI KİN VE DÜŞMANLIĞI KÖRÜKLEME” suçundan hakkında cinaî dava açılmıştır. Bayramova, bu davada önce tanık, sonra sanık, şimdi ise suçlu olarak gözükmektedir. Dava açıldığı günden itibaren Bayramova defalarca FSB tarafından sorguya çekilmiştir.
         Fevziye Bayramova 7 Mayıs 2009’da “GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İDİL-URAL’DA İNSAN HAKLARI ve DEMOKRASİ” konulu panel için Türkiye’ye gelmiştir. 20.05.2009’da Türkiye dönüşüne Bayramova havaalanında göz altına alınmış, eşyaları tüm yolcuların gözü önünde didik didik aranmış, daha sonra ailesi ile görüşmesine bile fırsat vermeden FSB aracıyla sorguya götürülmüştür. Sabah saat 6:00 sularında yola çıkmış olan Bayramova’yı aç-susuz halde 4 saat sorgulamışlardır, sonra şehirden çıkma yasağı imzalatılmıştır.

         Son günlerde Fevziye Bayramov’nın durumu ciddileştiği için doktoru hastaneye yatmasını söylemiş ve 12 Ekim 2009’da hastaneye kaldırılacağı kararlaştırılmıştır. 12.10.2009 tarihinde randevu saatinde eşi ile beraber hastaneye gitmiştir. Hastanede kayıt işlemlerini yaptırdıktan sonra 3.katta bulunan kardiyoloji bölümüne çıkmışlardır. Daha sonra olanları Fevziye Bayramova’nın kendi söylediklerinden aktarıyorum: “Biz kardiyoloji bölümüne çıkıncaya kadar FSB’den hastanenin başhekimini aramışlar, Bayramova’yı hastaneye kabul etmeyin diye. Kardiyoloji bölümü başkanı bizi geri çevirmeye çalıştı, kah yer yok, kah sizin hastalığınız artık kronik, onunla yaşayama alışmalısınız diyor. Şaşırdık kaldık. Benim tansiyonum yüksek, nabzım dakikada 95…Bölüm başkanının odasından çıktıktan sonra eşime zorla güzellik olmaz, bunlar şimdi bu şekilde davranıyorsa, burada kalmanın bir anlamı yoktur, ben eve gidiyorum, dedim. Eşim, yer olmadığına dair yazılı belge vermelerini talep etti. Ben orada daha fazla kalamadım evimin yolunu tuttum. Evin yanına yaklaştığımızda evin girişinde FSB arabasını gördüm ve gitmelerini beklemeye başladım. O sırada telefonum çaldı, arayan eşimdi, eşim hastaneye gel yer buldular, dedi. Eve de giremiyorum, istemeye istemeye de olsa tekrar gittim hastaneye. Bana erkekler odasının yanındaki bir odayı verdiler, banyo ve tuvaleti erkeklerle umumî, odanın kilidi de yoktu. Tamam diye razı oldum, yapılabilecek bir şey yoktu. Yemek de vermediler, bir doktor dışında herkes kaba davranıyordu. Kıvrılıp yattım. Saat 16:00 civarında eşim aradı, şimdi FSB’den seni sorgulamaya gelecekler, diye. Eşime ben burada kalmayacağım, kendimi rezil ettirmek istemiyorum dedim ve çantamı toparlayıp hastane kıyafetleri ile dışarı çıktım. Hava soğuk, rüzgar…Bir araba bulup evin yolunu tuttum. FSB ekibi hastaneye gelmiş, beni bulamadıkları için eşimin üzerine çullanmışlar, nereye kaçırdın diye. Eve geldiğimde telefon çalıyor, FSB’den arıyorlar, o sırada eşim ve avukatım da eve geldiler. İfade vermeye gelsin, yoksa gece kapınızı zorlayarak girer ifadesini alırız, demişler. Eşim de Fevziye Hanım hasta yatıyor, siz ne yapmaya çalışıyorsunuz dedi. Sonra eşim ve avukatım savcılığa gittiler. Bu gece sakindi. Şimdi evde tedavi görüyorum. Yarın ne olacağını Allah bilir…”dedi.

         Yukarıda konuşmayı detaylı olarak yazmamın sebebi olayları daha da iyi anlayın diye. Moskova hükümeti Fevziye Bayramova’yı yok etmeyi amaç edinmiştir ve bunu gerçekleştirmek için hiçbir şeyden çekinmemektedir. Rus Emperyalizmi için Fevziye Bayramova ismi “BAĞIMSIZLIK” kelimesine eşdeğerdir. Bayramova, Putin’in korkulu rüyasıdır. Onun içindir ki Bayramova’yı ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Ama Bayramova’yı yok etmek o kadar kolay değildir, Fevziye Hanım gerçek bir halk kahramanıdır ve aynı zamanda “Tatar Tarihidir”. Tatar halkının problemlerini kaleme alan makaleleri ve romanları ile Fevziye Bayramova çoktan halkının kalbinin derinliklerinde yerini almıştır. Her şey yok olsa bile bu Tatar Milli Bağımsızlık Mücadelesi halkın zihninden kolay kolay silinmeyecektir. Daha nice Bayramovalar ortaya çıkacak ve bu bağımsızlık mücadelesi son Tatar ölene dek devam edecektir. Bayramova’yı hasta halinde bile rahat bırakmayan FSB, onu susturmaya sindirmeye çalışmaktadır. Ne aceleleri var ki? Fevziye Hanım’ın bir yere kaçtığı yok. Hapishanede yatan mahkumların bile tedavi olmaya hakkı vardır. Oysa Bayramova’nın hiçbir suçu olmadığı halde böyle baskı ve zulme maruz kalması acı olduğu kadar düşündürücüdür. Bu daha buz dağının bize görünen tarafı, eminim bundan fazlası da yapılıyordur. Ne yazık ki, Rus yalakası olan Tataristan Hükümeti bu olaylara seyirci kalmakla yetinmeyip, FSB’ye destek olmaktadır. Kazan Hanlığı’nın son döneminde, 1551 yılında Tatar bağımsızlık simgesi olan Söyembike’yi Tatar hainleri kendi elleriyle Ruslara teslim etmişlerdir. Şimdi tarih tekrarlanıyor. Gelen gideni aratmıyor, bugünkü Tatar hainleri Tatar bağımsızlık fikrini yok etmek için elinden geleni ardına bırakmamaktadır. 

         Tatar Milli Meclisi reisi Fevziye Bayramova’ya yapılan bu cinaî işler karşısında seyirci kalmayalım. Canında milli ruhu olan herkesi, tüm dünyayı göreve davet ediyorum. İsmail Gaspıralı’nın dediği gibi: “MİLLETİNE HİZMET ETMEK İSTİYORSAN ELİNDEN GELEN İŞLE BAŞLA”. Tatar milli bağımsızlık savaşçısı Fevziye Bayramova’ya yapılan haksızlıklara karşı herkes elinden geleni yapacak ve yapmalıdır. İnsan haklarının hiçe sayıldığı Rusya’da, Tatarlar başta olmak üzere Rus olamayan tüm milletlere aynı baskı ve zulüm uygulanmaktadır. Eğer bu olayların önünde seyirci kalırsak tarih bizi affetmeyecektir!       
                     

15.10.2009

Sürgündeki Tatar Milli Hükümeti üyesi

Roza Kurban
 


Yorumları Oku (0) ...
 
One Minute!

T.C. Cumhurbaşkanı Sn. Abdullah Gül’e - T.C. Başbakanı Sn. R.T. Erdoğan’a

1552 yılında Kazan Hanlığı Korkunç İvan tarafından işgal edildikten sonra, Tatar Türkleri Rus esaretinin altına girer, böylece yüzyıllar boyu sürecek olan ve halen devam eden bağımsızlık mücadelesi başlar. Bu süreç içerisinde devirler, Çarlar, hükümdarlar, başkanlar, yüksek yöneticiler değişmiş, fakat Tatarlar üzerindeki baskı ve zulüm hiç eksilmemiş, aksine daha da şiddetlenmiştir. 457 yıldır Rus zulmü altında ezilen Tatarlar bugün ulus olarak yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bilhassa 2000’li yıllarda Putin iktidara geldikten sonra Tatar Türklerini millet olarak yok etme siyaseti daha da hızlanmıştır. Putin, Rusya’da tek dil, tek din ve tek millet yapma siyasetini ilke edinmiştir. O da Rus dili, Hristiyan dini ve “büyük” Rus milletidir. Putin’in fikrine göre, başka dilden, başka dinden ve başka milletten olan birisi Rusya’da barınamaz ve o da bunu gerçekleştirmek için elinden geleni yapmaktadır. Putin’in Tatar Türklerine yaptıklarından birkaç örnek:

1. Tatarların Latin alfabesine geçme isteği, Rusya Federasyonu’nun 27 Kasım 2002’de R.F. kanunlarına eklemeler yapmasıyla hayal olmuştur. Buna göre: “ Rusya Federasyonu’ndaki bütün halklar ana dillerini yazarken Kiril alfabesi kullanmalıdır”. Oysa Tatar diline en uygun olan alfabe – Latin alfabesidir.

2. 02.12.2007’de Putin tarafından imzalanan 309 nolu kanuna göre, R.F. kanunlarından “Milli komponent (parça, kısım)” kaldırılmış, yani 2009-2010 eğitim-öğretim yılında okullarda Tatar ve diğer dillerde eğitim yapılmayacaktır. Stalin döneminde bile Ana Dilinde eğitim yasaklanmamıştır. Putin’in getirdiği bu yasak sayesinde 10 yıl içinde Tatarca okuma-yazma bilmeyen bir Mankort nesil yetişecektir. Putin’in de isteği budur. Dil olmadıktan sonra, millet de kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Putin imzalı bu kanun Rusya Federasyonu Anayasasına da aykırı olup, Tatar ve diğer milletlerin eğitim hakkını elinden almaktadır. Bir de 2009 yılından itibaren tüm lise ve üniversite sınavları sadece Rus dilinde yapılmaktadır. Bu yıl yapılan lise sınavlarında birçok lise öğrencisi diplomasını alamamıştır. Alanların da üniversite sınavlarını kazanması artık bir hayaldir. Böylece Tatar Türklerine üniversite kapıları da kapanmıştır.

3. Müslüman olan Tatarlar dini ibadetlerini de yapamamaktadır. Tataristan’daki camilerde FSB (eski KGB) tarafından atanmış imamlar çalışmaktadır. Bu yüzden camiye giden Tatar sayısı çok azdır. Camiye gidenler de atanmış imamlar tarafından fişlenip, terörist, “Vehhabi” bahanesiyle hapse atılmaktadır. Evde bir dini kitap bulundurmak bile Tatarlar için bir tehlikedir. Tataristan’da Çar döneminde olduğu gibi zorla Hristiyanlaştırma da baş göstermektedir. Okullarda Tatar- Müslüman çocuklarına Hristiyan dini okutulmaktadır. Papazlar Kadın-Doğum Evlerine girip yeni doğmuş Müslüman çocuklarını kutsamaktadır. Bu olayın bir örneği Çallı şehrinde yaşanmış olup, olayı ortaya çıkaran ve “Hristiyanlığa Hayır” başlıklı yazı yazıp internete verdiği için mahkeme tarafından yargılanan Tatar milliyetçisi R.Kaşapov 1,5 yıl şartlı hapis cezası almıştır. Eğer bugün bu olaylara dur demezsek, ileride bu Hristiyanlaştırma süreci hızlanarak devam edecektir.

4. Petrol ve doğal gaz zengini olan Tataristan, varlıkta darlık çekmektedir. Çünkü tüm gelirin % 85’ini Rusya almaktadır. Yoksul hale getirilen Tatarlar geçim derdi içindedir. Geçim sıkıntısından dolayı Tatarlar içkiciliğe düşmüştür, oysa Müslüman-Tatarlar içki ve onun beraberinde getirdiği ahlaksızlığı Ruslardan benimsemiştir. Tatar geleneklerinde içki ve ahlaksızlık yoktur. Böylece Tatarların gelenekleri de yavaş yavaş kaybolmaktadır. 5. Tataristan’da Kültür soykırımı da kendini göstermektedir. 2005 yılında Kazan’ın 1000 yıllığına hazırlık bahanesiyle 40 tane tarihi bina yerle bir edilmiştir. 30.09.2008 (Ramazan Bayramı’nın ilk günü) tarihinde Tatarların ulusal bayrağı olan Gabdulla Tukay’ın son yıllarını geçirdiği “Bolgar” misafirhanesi yıkılmıştır. Bu da kültürel, tarihi değerleri unutturmak için yapılan bir eylemdir.

6. Tatar milli benliğini korumak için bağımsızlık mücadelesi veren Tatar Milli liderlerine de Putin’in FSB’si nefes aldırmıyor. Çeşitli bahanelerle mahkeme işleri açılıyor. 20.12.2008’de yapılan Tatar Milli Meclisi’nin toplantısında, 30 Ağustos 1990’da ilan edilen Tataristan’ın bağımsızlığı ve 1992 yılının 21 Mart tarihinde yapılan Referandum sonuçlarına dayanarak kabul edilen Bağımsızlık Bildirisi ve Tataristan’ın devlet bağımsızlığının tanınması isteğiyle dünya ülkelerine yazılan Müracaatı’nı bahane ederek Tatar Milli Meclisi reisi Fevziye Bayramova’nın evi aranmış, bilgisayar ve belgelerine el konulmuş; 26.12.2008’de Rusya Federasyonu Anayasasının 282.maddesinin 2.fıkrası olan “MİLLETLER ARASI KİN VE DÜŞMANLIĞI KÖRÜKLEME” suçundan hakkında dava açılmıştır. Bayramova bu davada önce tanık, sonra sanık, şimdi ise suçlu olarak görünmektedir. Tatar Milli Meclisi Tataristan’da resmi kayıtlı olan bir kurumdur ve onun toplantı yapıp kararlar kabul etmeye hakkı vardır. Tatar Milli Meclisi reisi Fevziye Bayramova’ya başlatılan bu soruşturma ve yargılama kanun maddelerine aykırıdır ve derhal durdurulmalıdır. Tataristan’ın bağımsızlığından söz eden herkesi aynı kader beklemektedir. Putin için Tatar bağımsızlığını dile getiren herkes bölücüdür. Putin’in amacı Tatarsız Tataristan yapmaktır.

7. Putin Rusya’sında basın özgürlüğü de yoktur. Yukarıda bahsettiğim toplantıyı “Çallı Yeşlere” (Çallı Gençleri) gazetesinde yayınladığı için bu gazetenin baş yazarı Damir Şeyhetdinov hakkında da R.F. Anayasasının aynı maddesi ile dava açılmıştır. Bir de “Zvezda Povoljya” ( İdil BoyuYıldızı) gazetesine de F.Bayramova ve Z. Kadir’in (F.Bayramova’nın kızı) yazılarını yayınladığı için 2 kez uyarı gelmiştir, eğer bir uyarı daha gelirse gazete kapatılacaktır.

Putin’in Rusya’sında demokrasi, basın özgürlüğü, eğitim hakları, din özgürlüğü, tarihi değerlerin korunmasından söz etmek mümkün değildir. Bu şartlar altında yaşam mücadelesi veren kan ve din kardeşi olan Tatar Türklerine sahip çıkmanızı umut ediyoruz. Tatarlara yapılan bu soykırım siyasetine bugün dur demezsek yarın çok geç olabilir. Aksi halde Tatar kardeşlerimiz tarih sayfasından silinip yok olacaktır. 06.08.2009’da Rusya Başbakanı Putin Türkiye’yi ziyaret edecektir. Bu görüşmeler sırasında Tatar Türklerinin sıkıntılarını dile getirerek Tatar kardeşlerinize kol kanat olacağınıza güveniyor ve inanıyoruz.

24.07.2009


Yorumları Oku (0) ...
 
Gagavuz (Gökoğuz)
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

Ortodoks Hristiyan bir Türk topluluğu olan Gagavuzlar
     1989 nüfus istatistiklerine göre eski Sovyetler Birliği sınırları içinde sayıları 197.164'tür. Bulgarlar, Gagauzları "Türkleşmiş Bulgar" kabul ettikleri için Bulgar istatistikleri bu konuda sessiz kalmakta, bu sebeple de bunların oradaki sayılarını tespit etmek mümkün olmamaktadır. Ama Gagauzlar bütünü hesap edildiğinde, bunların tahminen 250 bin olduğunu söylemek mümkündür.


Yorumları Oku (0) ...
Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 İleri > Son >>

Sayfa 1 - 4

Online Borsa

Hürriyet Haber

Warning: tempnam(): SAFE MODE Restriction in effect. The script whose uid is 1064 is not allowed to access /tmp owned by uid 0 in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 18 Warning: fopen(): Filename cannot be empty in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 19 Warning: fwrite(): supplied argument is not a valid stream resource in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 20 Warning: fclose(): supplied argument is not a valid stream resource in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 21 Warning: include_once(): Filename cannot be empty in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 22 Warning: include_once(): Failed opening '' for inclusion (include_path='.:/usr/lib/php:/usr/local/lib/php') in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 22 Warning: unlink(): Unable to access in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 23

Milliyet

Warning: tempnam(): SAFE MODE Restriction in effect. The script whose uid is 1064 is not allowed to access /tmp owned by uid 0 in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 18 Warning: fopen(): Filename cannot be empty in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 19 Warning: fwrite(): supplied argument is not a valid stream resource in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 20 Warning: fclose(): supplied argument is not a valid stream resource in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 21 Warning: include_once(): Filename cannot be empty in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 22 Warning: include_once(): Failed opening '' for inclusion (include_path='.:/usr/lib/php:/usr/local/lib/php') in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 22 Warning: unlink(): Unable to access in /home/tekbayra/public_html/modules/mod_customcode/mod_customcode.php on line 23