|
AZERBAYCAN ÜLKE PROFİLİ
I. Ekonomik Görünüm Genel Görünüm Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan, planlı ekonomiden pazar ekonomisine geçiş sürecinde Ermenistan’la olan savaşın da etkisiyle ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştır. Bağımsızlığının ilk yıllarında makro ekonomik dengelerinde ciddi bozulmalar meydana gelen ülkenin milli geliri düşmüş ve enflasyon oranı yüksek rakamlara ulaşmıştır. Bütün bunların sonucunda 1991-1994 döneminde GSYH’si % 58 oranında küçülen Azerbaycan ekonomisi, 1994’teki ateşkesten sonra bir toparlanma sürecine girmiş ve yaşadığı ekonomik sıkıntıları atlatmayı başarmıştır. Diğer yandan, 1996 tarihinden itibaren pozitif büyüme sürecine giren ve bunu devam ettiren ülke, 2004 yılında % 10,4, 2005 yılında % 26,2, 2006 yılında ise % 34,5 oranında büyüme göstererek dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olmuştur.
Azerbaycan’ın son yıllarda gösterdiği ekonomik büyümede, petrol ve doğal gaz sektörüne yönelik yapılan yatırımlar çok önemli bir rol oynamış; ayrıca son dönemde hidrokarbon fiyatlarında meydana gelen yüksek oranlı artışlar, ekonomik büyüme sürecine ivme kazandırmıştır. Özellikle Şubat 2005’ten itibaren Azeri-Çıralı-Güneşli petrol yataklarından sağlanan üretim, 2005 yılında görülen yüksek büyümede oldukça önemli rol oynamaktadır. Enflasyon Tüketici enflasyonu, 1995 yılına kadar üç haneli rakamlar halinde bir seyir izlerken, 1997 yılında hükümetin uygulamaya koyduğu istikrar programının desteği ile 1997 yılından itibaren tek haneli rakamlara ve hatta negatif değerlere gerilemiştir. 2005 yılında enflasyon % 6,8’den % 10,4’e yükselmiştir. Bu yükselişin nedenleri arasında ülkeye giren petro-dolar gelirlerindeki yükselme, Azerbaycan Milli Bankasının para akışını sterilize etme konusundaki yetersizliği nedeniyle para arzının artması ve asgari ücretlerdeki % 20 oranındaki artış sayılabilir. Artan enflasyon oranının ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyeceği endişesini taşıyan Azerbaycan hükümeti, 2005 sonu itibariyle çekirdek enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek amacıyla Uluslararası Para Fonundan (IMF) danışmanlık alma yoluna gitmiştir. Bunun üzerine Azerbaycan Milli Bankası, sıkı para politikası uygulamaya başlamıştır.
SSCB döneminin sona ermesi ve reform sürecinin gelişimi ile birlikte, GSYH’nin sektörler arasındaki dağılımında değişiklikler gözlemlenmektedir. Sovyetler Birliği dönemindeki pazarlarını ve devlet teşviklerini kaybetmiş olan plastik ve kimyasallar gibi bir çok sektör yok olma seviyesine gelmiştir. Azerbaycan ekonomisinde tarımın rolü her geçen sene azalırken, sanayinin ekonomideki payı artış göstermektedir. 1996 yılında tarımın GSYH içindeki payı % 30 iken, 2003 yılında bu oran % 13’lere düşmüştür. 1996 yılında, sanayi sektörünün GSYH içindeki payı % 30 iken, 2006 yılında bu oran % 63,5’e yükselmiştir. Yabancı Sermaye Yatırımları ve Dış Borç Aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere 1995’ten beri Azerbaycan’a yapılan toplam yabancı yatırım miktarında bir artış görülmektedir. Özellikle petrol sanayisine yapılan bu yatırımların değeri 2005 yılında 4 milyar ABD doları civarındadır. Enerji sektörüne yapılan yatırımlar, Azerbaycan ekonomisine giren toplam doğrudan yabancı yatırımların % 97’sini oluşturmaktadır. Bu sektör haricinde yabancı yatırım çeken diğer sektörler; inşaat, servis, ulaşım, iletişim ve üretim sektörleridir. Azerbaycan’ın petrol sanayisi dışındaki sektörlerine yatırım yapan ülkeler arasında birinci sırada olan Türkiye, söz konusu ülkeye 2005 yılında 17,6 milyon ABD doları yatırım yapmıştır. Türkiye’yi aynı yılda 14,5 milyon ABD doları ile ABD izlemektedir. Azerbaycan’ın, çoğu yabancı yatırım olan hidrokarbon sektörüne yönelmesi dolayısıyla 2006-2007 yıllarında ekonomik büyümenin ciddi ivme kazanacağı, 2006 yılı büyüme oranının % 32,5, 2007 yılı büyüme oranının ise % 16,1 olarak gerçekleşeceği öngörülmektedir1. Petrol ve gazın üretim ve ihracatının artması ekonomik büyümenin anahtar unsurları olacaktır. Büyümeye hız verecek projeler arasında Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı ve Yeni İpek Yolu (TRACECA- Transport Corridor Europe, Caucasus, Asia) projelerinin stratejik öneme haiz olacakları söylenebilir. Bütün bu olumlu öngörülere rağmen, devlet harcamalarındaki yükseliş, enflasyonist baskılara sebebiyet verebilecektir. Devletin önündeki en önemli zorluk, petrol dışı sektörlerde yatırımı çekici kılmak olacaktır. Bu da, özelleştirme uygulamaları ile fiyat ve ticaret serbestleşmesine hız vermek, ayrıca bankacılık ve finans alanında reformlar yapmak yoluyla gerçekleştirilebilecektir. Azerbaycan hükümeti, ekonomik kalkınmanın finansmanında yabancı yatırımlardan sağlanan fonlardan yararlanmayı tercih etmekte, bu nedenle dış borçlanmaya ağırlık vermemektedir. 2005 yılı itibariyle toplam 2,2 milyar ABD doları dış borcu bulunan Azerbaycan’da, bu borçların kara yolu ve elektrik projeleri için yapılan borçlanmadan kaynaklandığı belirtilmektedir.
II. Dış Ekonomik ve Ticari İlişkiler DTÖ Üyeliği Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Avrupa Konseyi, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), GUÖAM (Gürcistan, Ukrayna, Özbekistan, Azerbaycan ve Moldova İşbirliği), Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİT), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) gibi organizasyonların yanında, Avrupa Komşu ve Çevre Ülkeler Stratejisi’ne dahil olan Azerbaycan, bu şekilde hem Avrupa, hem de Asya ile bağlarını güçlü tutmakta ve dış ticaretinin gelişimine olumlu katkı sağlamaktadır. Azerbaycan, 30 Haziran 1997 yılında DTÖ’ye katılım amacıyla başvurmuş, aynı yılın Temmuz ayında ise müzakerelerin başlaması amacıyla bir Çalışma Grubu2 oluşturulmuştur. Halen müzakerelere devam edilmekte olup, Çalışma Grubunun en son toplantısı 30 Haziran 2005 tarihinde yapılmıştır. Ülkenin 2007 yılında DTÖ üyesi olacağı öngörülmektedir. Azerbaycan, üyelik için gerekli reformları uygulamaya başladıkça, kısa dönemde, tarifelerde, gümrük prosedürlerinde, vergilendirmede, bankacılık ve finans alanında yapacağı uyumlaştırma çalışmaları nedeniyle finansal yüklerle karşılaşmakla birlikte; uzun vadede, DTÖ üyeliği ile birlikte ülkenin gireceği dışa açılma sürecinin etkisiyle rekabetin artması, yerel reformların hızlanması, yabancı ülkelere mal girişinin kolaylaşması ve yerli firmaların uluslararası kalite standartlarına uyumunun sağlanması gibi çeşitli avantajlar elde edecektir. 2005 yılının sonunda, Azerbaycan’ın uyguladığı ağırlıklı ithalat vergi oranı % 5,7 olup, bu oran zaten uluslararası ortalamanın altındadır. Bu anlamda, DTÖ üyeliği sonrası tarife uyumu açısından ciddi bir sorun olmayacaktır.
Cari Denge Azerbaycan’ın ödemeler dengesine bakıldığında, cari dengenin ülkenin bağımsızlığının ilk yıllarından itibaren negatif bir seyir izlediği görülmektedir. Cari dengedeki bu negatif seyrin en önemli nedeni ekonomide enerji sektörünün ağırlığıdır. Bu sektörün gelişimi için ihtiyaç duyulan tüm kaynaklar ithalat yoluyla karşılanmaktadır.
1998 yılından sonra düşüşe geçen cari açık, 2003 ve 2004 yıllarında yüksek seviyelere ulaşmıştır. Son yıllarda artan petrol üretimi ve ihracatı, yükselen fiyatlarla birleşince, cari açığın yükselme trendini etkilemiş ve 2004 yılında -% 30,4 olan cari işlemler dengesinin milli gelire oranı, 2005 yılında pozitif bir değer alarak % 1,3 olarak gerçekleşmiştir. 2006 yıllında cari dengedeki bu olumlu seyir devam etmekte olup, 2007 yılında daha da yüksek seviyelere ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu olumlu seyrin temelinde artan petrol ihracatı ve fiyatlarının yattığı aşikardır. Bunun dışında, bu dönemlerde hidrokarbon sektörü başta olmak üzere yapılan yatırımların tamamlanacak olması sebebiyle sermaye malları ithalatının azalacak olması da 2006-2007 döneminde cari dengenin GSYH’ye oranının yaklaşık olarak % 22,6 ile % 41,2 olarak gerçekleşeceği öngörülerini3 doğrulamaktadır.
Dış Ticaret Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilan ettiği yıl olan 1991 yılından itibaren, devlet desteği ile temin ettiği ürünleri piyasa fiyatlarından ithal etmek zorunda kalması ve Ermenistan’la süregelen savaş dolayısıyla 2000 yılına kadar dış ticaret açığı verdiği görülmektedir. Son yıllarda enerji sektörüne yapılan yatırımlar ve ihracatın petrol ve petrol ürünleri ağırlıklı bir yapıya sahip olması, dış ticaret açığının hızla kapanmasına neden olmuştur. 2005 yılında 4,4 milyar ABD doları mal ihracatı ve 4,2 milyar ABD doları mal ithalatı gerçekleştiren Azerbaycan, 8,5 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmine ulaşmıştır.
Azerbaycan’ın ihracat bazında açıklanmış karşılaştırmalı üstünlük verilerine bakıldığında ülkenin mineraller ürün grubunda bir karşılaştırmalı üstünlüğe4 sahip olduğu görülmektedir. Taze gıdalarda ise karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olunmasa da, AKÜ endeksinin 1’e yakın olması sebebiyle, Azerbaycan’ın bu ürün grubunda uzmanlaşma yolunda olduğu söylenebilir. Yukarıdaki tabloda yer alan uzmanlaşma endeksi sıralamasına göre ise, mineraller ürün grubunda Azerbaycan, dünya çapında 15. sırada yer almasına rağmen taze gıdalarda bu sıralama 124’tür.
Yıllar itibariyle ihracatın kompozisyonuna bakıldığında, petrol ürünlerinin toplam ihracat içindeki payının artış gösterdiği göze çarpmaktadır. 2005 yılında petrol fiyatlarındaki ve üretimindeki artışın da etkisiyle petrol ihracatı miktar olarak yükselmiştir. Ancak, petrolün ihracat içindeki payında bir düşüş yaşanmış, gıda sektörünün payında bir artış görülmüştür. Azerbaycan ihracatında önemli paya sahip diğer kalemler sırasıyla kimyasallar, ulaşım araçları, metaller ve makine ekipmanlarıdır.
2005 yılında Azerbaycan’ın ithalatında % 33,3 paya sahip olan makine ve teçhizatın hakimiyetini sürdürmesinin en önemli nedeni, hidrokarbon sektöründe büyümenin devam etmesidir. Bu sektörün dışında, % 11,9 payla petrol ve mineral ürünleri, % 11,6 payla metaller ve % 10,6 payla gıda maddeleri, % 10 payla taşımacılık ithalatta önemli pay alan diğer sektörlerdir. Azerbaycan dış ticaretini başlıca ürün grupları bazında incelediğimizde, 2006 yılında ithalatta 2,5 milyar ABD doları ve % 30 pay ile makine ve elektrikli ekipmanların, ihracatta ise 5,4 milyar ABD doları ve % 85 pay ile petrol ürünlerinin başı çektiği görülmekte olup, makine ve teçhizat ithalatının 2006 yılında 2002 yılına göre % 544 oranında bir artış göstermiş olması dikkat çekicidir.
Azerbaycan’ın en fazla ticaret yaptığı bölgeler sırasıyla Avrupa ve Asya’dır. Birçok BDT ülkesi ticaretinin çoğunu diğer BDT ülkeleriyle gerçekleştirirken, Azerbaycan, daha çok BDT dışı ülkelerle ticaretini ilerletmiştir. Ülkenin, AB ülkeleriyle 2005 yılında yaptığı ihracat yaklaşık 2 milyar ABD doları olup, ithalatı yaklaşık 1,2 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. 2005 yılında Asya ülkeleriyle yapılan ihracat yaklaşık 1,5 milyar ABD doları, ithalat ise yaklaşık 1,7 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiş olup, bu bölge ile bir dış ticaret açığı oluşmuştur. Ülkeler bazında ihracatta İtalya, ithalatta ise Rusya birinci sırada yer almaktadır. Türkiye ise ülkenin dış ticaretinde, ihracatta % 6,3, ithalatta % 7,4 payla dördüncü sırada yer almaktadır.
III. Türkiye ile Ticaret Türkiye’nin Azerbaycan’a olan ihracatı 1993 yılından itibaren bir artış eğilimine girmiştir. Bavul ticareti dahil kayıt dışı ticaret göz önüne alındığında Türkiye-Azerbaycan dış ticaret hacminin önemli boyutlara ulaştığı görülmektedir. Azerbaycan’la ticaretin toplam ihracat ve ithalatımız içindeki payına baktığımızda seneler itibariyle bir artış gözlenmektedir. 1993 yılında Azerbaycan’la ihracatımızın toplam ihracatımız içindeki oranı % 0,29 iken, 2005 yılında % 0,72’ye yükselmiştir. Aynı şekilde Azerbaycan’dan ithalatımızın toplam ithalatımız içindeki payı 1993 yılında % 0,11 iken, 2005 yılında % 0,23’e yükselmiştir. Azerbaycan pazarında ihracatımızın 1993 yılından itibaren olumlu bir seyir izlemesinin en önemli nedenleri arasında, söz konusu pazarda Türk mallarının diğer ürünlere göre kalitelerinin yüksek olması, Türk mallarının ürün çeşitliliğine sahip olmaları, ülkede şube açan Türk şirketlerinin Türkiye’den mal ithal edip Azerbaycan iç pazarında satışa sunmaları gelmektedir.
Azerbaycan’la ticaretimiz incelendiğinde, 1998 yılından 2004 yılına kadar ihracatımızda bir düşüş yaşandığı görülmektedir. Bu düşüşün önemli nedenlerinden birisi Rusya’nın rubleyi devalüe etmesi nedeniyle pazarda bir fiyat avantajı yakalamış olmasıdır. Bunun dışında, Azerbaycan’da faaliyet gösteren müteahhit firmalarımızın projelerini büyük ölçüde tamamlamış olmaları da bu dönemde ihracatımızın azalmasının bir nedeni olarak göze çarpmaktadır. Azerbaycan’la ticaretimizdeki en önemli sorun, ulaşımda yaşanmaktadır. Türkiye’nin Azerbaycan’la direkt ulaşım bağlantısı bulunmamaktadır. Fakat bu sorun, Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan arasındaki demir yolu hattının yapılması ile büyük ölçüde çözümlenecektir. Türkiye’nin Azerbaycan’a ihracatında 2006 yılı itibariyle ilk sırada % 14’lük payla makine ve cihazlar yer almaktadır. Söz konusu ülkeye ihracatımızda önem arz eden diğer ürün grupları ise plastik ve plastikten mamul ürünler, elektrikli makine ve cihazlar, demir ve çelik eşyalar ile mobilyalar, aydınlatma, reklam lambaları ve prefabrik yapılardır.
Türkiye’nin Azerbaycan’dan ithal ettiği en önemli kalem olan mineral yakıtlar ve yağlar Azerbaycan’dan yaptığımız toplam ithalat içinde 2005 yılı itibariyle % 74, 2006 yılı itibariyle ise %61 paya sahiptir. Bu kalemdeki ürünlerin 2005 yılında 2004 yılına göre % 173 oranında artış gösterdiği görülmektedir. Bu artışın en önemli nedenlerinden biri petrol fiyatlarındaki yükseliştir. İthalatımızda önem arz eden diğer ürünler ise plastikten mamuller, deriler, bakırdan eşyalar ve alüminyum eşyalardır.
Kaynakça: Economist Intellegence Unit, 2007. Country report, Country Profile, www.eiu.com İGEME, Aralık 2005. Azerbaycan Hedef Pazar Araştırması DEİK, 2006. Azerbaycan Ülke Bülteni www.deik.org.tr Asian Development Bank (ADB), 2006; Asian Development Outlook 2006. www.adb.org Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet İstatistik Komitesi, 2006. www.azstat.org DTM Dış Ticaret Bilgi Bankası, 2007. http://bilgi.dtm.gov.tr DTÖ Dış Ticaret Verileri, 2007. http://www.wto.org International Trade Center (ITC), 2006-2007. http://www.trademap.org Azerbaycan Milli Bankası, 2006. http://www.nba.az UNECE Economic Survey of Europe 2005. http://www.unece.org/ead/survey.htm |
Yorumlar