Kıbrıs
Talat; "Kıbrısta Toprak Verebilirim Dedi"
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfMükemmel 

kibrisbesparmakdaglaritank'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,;"Toprak vermek zorunda kalabiliriz" diye kamuoyunun nabzını yokluyor. Bizde Talatı uyarıyoruz. "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin topraklarını sen almadınki sen veresin"

Sayın Mehmet Ali Talat. Sen bitmiş bir misyonun parçasısısn ve Kuzey Kıbrıs Vatandaşlarıda son seçimle seni bay pas ettiğini gösterdi. Artık kendi isteğini değil, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının isteğini gözetmelisin.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ada'da çözüm için en uygun dönemde olduklarını ancak Türk tarafının, toprak vermek zorunda kalabileceğini söyledi.

KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümü için en uygun dönemde olduklarını söyledi. Kıbrıs konusunda yürütülen görüşmelerde birçok konuda yakınlaşma sağlandığını, yargıda yüzde yüz oranında anlaşmaya varıldığını açıklayan Mehmet Ali Talat, görüşmeler sürecinde en zor konunun “toprak” olacağını, Türk tarafının yüzde 29 artıyı başlangıçta kabul ettiğine göre toprak vermek zorunda olacağını bildirdi.

Kıbrıs konusunda yaşanmakta olan gelişmeler hakkında halkı bilgilendirmek amacıyla köy gezileri başlatan Talat, bugün Gaziveren ve Doğancı köylerini ziyaret etti. Talat'a, köy gezilerinde eşi Oya Talat da eşlik etti. Ziyaretlerde köylülerle görüşen Talat, görüşmelerde gelinen aşama hakkında bilgi verdi ve köylülerin yönelttiği soruları yanıtladı. Kıbrıs sorununun çözümünün, halkın karşı karşıya kaldığı birçok sorunun çözümünü de kendiliğinden getireceğini ifade eden Talat, bu dönemin Kıbrıs sorununun çözümü için önemli bir fırsat olduğunu kaydetti ve Türkiye'nin çözüm isteğine dikkati çekti.

Kıbrıs Rum tarafında iktidarda bulunan partinin kuramsal olarak çözüm yanlısı olduğunu belirten Talat, ancak Kıbrıs Rum tarafının çözüm için yeterli motivasyonunun olmadığını dile getirdi.

Görüşme sürecinde “toprak” konusunun en zor konu olacağını ifade eden Talat, “Biz, en baştan yüzde 29 artıyı kabul ettiğimiz için toprak vermek zorundayız. Görüşme sürecinde en zor konu 'toprak' olacaktır, çünkü toprak vermek zor bir konudur. Ancak halkımız hiç endişe duymasın. Yapılan hiçbir yatırım boşa gitmeyecektir” diye konuştu.


Yorumları Oku (0) ...
 
Kuzey Kıbrıs Rumlara Peşkeş Çekilemez
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfMükemmel 

kibrisbesparmakdaglaritank

Özgürgün’den Rumlara uyarı: İlelebet masada kalmayız

KKTC’nin yeni Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs Rum Kesimi ile uzlaşmaya hazır olduklarını, yeni hükümet döneminde müzakerelerin de sürdürüleceğini belirtirken, “Herkesçe bilinmeli ki Kıbrıs Türk tarafı ilelebet masada kalmaya devem etmeyecektirö uyarısını yaptı. Müzakerelerde konuların yüzde 80’ında uzlaşma olmadığını, esas, önemli konularda henüz görüş birliğinin sağlanmadığını da açıklayan Özgürgün, Rumlara sundukları takvime yanıt verilmediğine dikkat çekti. Bakan, Kıbrıs Türk halkının alternatifi olduğunu vurgularken de, “Alternatif, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve tanınmasıdırö karşılığını verdi.
KKTC’de kurulan yeni hükümetin Ankara’ya ilk ziyaret eden ilk üyesi olan Dışişleri Bakanı Özgürgün, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile yaptığı görüşmelerin ardından Swiss Otelinde düzenlediği basın toplantısında, “çok yararlı ve verimliö görüşmeler yaptığını, yeni hükümetin, “Geçmiş UBP hükümetlerinde olduğu gibi, Anavatan Türkiye hükümeti ile tam bir uyum ve işbirliği içerisinde çalışma arzusunda olduğu mesajınıö aktardığını anlattı.


“EROĞLU YAKINDA TÜRKİYE’Yİ ZİYARET EDECEK”

Başbakan Derviş Eroğlu’nun en kısa zamanda Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulunacağını da kaydeden Özgürgün, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkına desteğini bir kez daha yanlarında hissettiğini vurguladı.
Basın toplantısı sırasında özellikle Kıbrıs müzakere süreci üzerinde duran Örgürgün, yeni hükümetin, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından sürdürülen müzakere sürecine beklenen desteği vereceğini vurgularken “Kıbrıs Türk halkı için Anavatan Türkiye’nin garantör haklarının değiştirilmeden ve sulandırılmadan devamı vazgeçilmez” dedi.
Hüseyin Özgürgün, müzakerelerde şimdiye kadar arzu edilen ilerlemenin sağlanmadığını, Rumların süreci çıkmaza sokmayı amaçladığını, sürece ilişkin bir takvime şiddetle karşı çıktığını, Talat tarafından sunulan takvime yanıt vermediğini söyledi.


“ÜZERİNDE HİÇ ANLAŞMA SAĞLANAMAYAN KONULAR SEPETİ ÇOK DOLU”

Sürecin içeriğine ilişkin soruları yanıtlayan Özgürgün, bu çerçevede, üzerinde hiçbir mutabakat sağlanamayan konular sepetinin “çok dolu” olduğunu, özellikle garantilerin hiç konuşulmadığını, güç paylaşım ve yönetim ile ilgili “ciddi görüş ayrılıkları”nın bulunduğunu söyledi. Özgürgün, esas önemli konular üzerinde henüz bir uzlaşmanın olmadığını vurgularken de konularda “yüzde 80’ında uzlaşma yokö diye konuştu.
Hüseyin Özgürgün, Rumlardan kaynaklanan engellemeleri ve KKTC’nin izolasyonunun devamını ve AB’nin yaklaşımını eleştirdikten sonra şu uyarı yaptı:
“Tüm bu olumsuzluklara rağmen Kıbrıs Türk halkı görüşme masasındadır ve adada süratle bir çözüm bulunması için iyi niyetle müzakere etmeye devam etmektedir. Ancak kalıcı ve adil bir çözüm için karşı tarafın da aynı iyi niyet ve sorumlulukla davranmasını beklemek de en doğal hakkımızdır. Herkesçe bilinmeli ki Kıbrıs Türk tarafı ilelebet masada kalmaya devam etmeyecektir ve alternatifsiz değildir.ö
KKTC’nin alternatifinin ne olduğu sorulması üzerine Özgürgün “Alternatif Kuzey Kıbrıs Turk Cumhuriyeti ve tanınmasıdır” karşılığını verdi.


“MÜZAKERELERDE TEMSİLCİ İSTİYORUZ”

Mehmet Ali Talat’ın başkanlığındaki sürdürülen müzakerelerde hükümetin bir temsilcisinin olmasını istediklerini belirtirken “Seçimlerde yüzde 44 oyu almış olan bir partinin bir temsilcisi olması gerekiyor” diyen Özgürgün, bu arzusunun Talat’a ilettiklerini ancak henüz bir yanıt gelmediğini de anlattı.


Yorumları Oku (0) ...
 
Kıbrısı Verme Müzakereleri Devam Ediyor

kibris_haritasbayrakliKıbrıs'ı verme müzakereleri devam ediyor

Kıbrıs sorununa çözüm bulma (!) amacıyla başlatılan müzakereler çerçevesinde liderler yarın bir araya geliyor.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas yarın saat 10.00'da, ara bölgede müzakereler için tahsis edilen binada görüşecek. Liderler "Ekonomi" konusunu görüşmeye devam edecek.

Bu arada liderlerin müzakereleri yoğunlaştırma kararı uyarınca görüşmelerini sıklaştıran temsilciler dün bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın AB ve BM İşlerinden Sorumlu Temsilcisi Özdil Nami ile Rum Yönetimi Başkanlık Komiseri Yorgo Yakovu, liderlerin üzerinde çalışacağı "Ekonomi"yle ilgili kağıtlar üzerinde çalıştı. Temsilciler geçen hafta da 2 görüşme gerçekleştirmişti.

Kıbrısın kaderi Türkiye'ye bağlanmaktır. Osmanlıdan Girit'i alan zihniyet Kıbrısın Türkiyeye yakınlığı nedeniyle zorlanmaktadır. Türk Milletinin Türkçü evlatları Kıbrısı ve İtalyanların hile ile Yunanlılara verdiği Ege adalarını geri alacaktır.

Yunanistan ve Rumlar hayallerini bunların dışındaki beklentilerine kursunlar. Türkler 1699 dan beri süren ricat durmuştur. Artık zaman genişleme zamanıdır.


Yorumları Oku (0) ...
 
KIBRISTA RUMLAR ÇALIŞIYOR, BİZİMKİLER NEREDE?
Rum ana muhalefet Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) Genel Başkanı Nikos Anastasiadis, Kıbrıs sorununu, Avrupa’nın sorunu olarak kabul ettirdiklerini açıkladı ve bunun büyük bir başarı olduğunu öne sürdü.
Anastasiades, Varşova’da gerçekleştirilen Avrupa Halk Partisi (ELK) toplantısının ardından, geçtiğimiz Cuma günü Adaya dönüşünde yaptığı açıklamada, DİSİ’nin Varşova’da gerçekleştirilen toplantıdaki “başarısından” ötürü memnuniyetini dile getirdi.
Alithia gazetesinin haberine göre, Anastasiadis, açıklamasında, DİSİ’nin söz konusu toplantıda ortaya koyduğu hedefleri tam anlamıyla başarıya ulaştırmasına ilişkin, kendisini, sevinç dolu, memnun ve gururlu hissettiğini ifade etti. Anastasiadis, söz konusu toplantıda Kıbrıs sorununun başlıbaşına bir Avrupa problemi olarak addedilmesinin başarılmasının yanında, askeri birliklerini Kıbrıs’tan çekmesi ve iki lidere Kıbrıs sorununu çözmeleri konusunda müsaade etmesine ilişkin Türkiye’ye çağrıda bulunulması hedefinin başarıldığını sözlerine ekledi.
Yorumları Oku (0) ...
 
KKTC ÜLKE PROFİLİ
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfMükemmel 

I. GENEL BİLGİLER
Başkenti: Lefkoşa
Yüzölçümü: 3355 km2
Nüfus: 206,652
Resmi Dil: Türkçe
Yönetim Biçimi: Cumhuriyet
II. EKONOMİK GÖSTERGELER
Para Birimi: Yeni Türk Lirası
İşsizlik Oranı: %5.6
Enflasyon: %12.6
GSYH: 4.54 Milyar Dolar
Kişi Başına GSYH: 7.135 Dolar
Reel Büyüme-GSYH: %2.6
İş Gücü: 95.025
İhracat: 49.3 Milyar Dolar
İthalat: 415.2 Milyar Dolar
Başlıca İhraç Ürünleri: narenciye, tekstil, patates
Başlıca İthal Ürünleri: araç, yakıt, sigara, gıda, kimyasal maddeler, makineler
Ekonomik yardım: 700 Milyon Dolar (Türkiye’den-2003)

III. KKTC EKONOMİSİNİN GÖRÜNÜMÜ
KKTC ekonomisinde, 2000 yılında mali sektörde başlayan ve tüm sektörleri olumsuz etkileyen
sorunlar, 2001 yılında ise ortak para birimini kullandığı Türkiye Cumhuriyeti'nde dalgalı kur
sistemine geçilmesiyle yaşanan fiyat artışlarının yarattığı olumsuz gelişmelerin yansıması
sonucunda, sırasıyla %0.6 ve %5.4 oranlarında daralma yaşanmıştır. 2002 yılında ise ekonomi
yeniden büyüme sürecine girerek %6.9 oranında büyümüştür. 2003 yılında KKTC ekonomisindeki
reel büyüme ise %11.4 oranındadır.
2001 yılında cari fiyatlarla 1,070,424,473 milyon TL olan GSMH, 2002 yılında %32.5 oranında
artarak 1,418,703,263.6 milyon TL'na ulaşmıştır. 2003 yılında ise GSMH'nın 1,907,070,084
milyon TL olarak gerçekleşmiştir.
Sektörler itibarıyla reel gelişmeler incelendiğinde; tarım sektörünün 2003 yılında %7.3 oranında
reel gelişme gösterdiği görülmektedir. Bu gelişmede en büyük etken, tarım sektörünün alt
sektörlerinden hayvancılık üretiminde %13 oranında gerçekleşen reel artış olmuştur. 2003 yılında
ekonomiden %10.6 düzeyinde pay alan tarım sektörünün alt sektörlerinden ormancılık
üretiminde ise gerileme sözkonusudur
Sanayi sektöründe 2003 yılında 2002 yılına göre %7,7 oranında artış gerçekleşmiştir. Sanayi alt
sektörlerinde en büyük gelişme %24.6 oranıyla taşocakçılığı sektöründe meydana gelmiştir. Sanayi
sektörünün, GSYİH içerisindeki payı 2003 yılı itibariyle %11.6 düzeyindedir.
Hizmet sektörlerinin hepsinde 2003 yılında, gelişme görülmektedir. Hizmet sektörleri içerisinde
en büyük gelişme inşaat sektöründe gerçekleşmiştir. Bu sektörde yaşanan %30.8 oranındaki
büyüme, GSMH’da görülen %11.4’lük büyümenin oldukça üzerinde olup, dikkat çekici
düzeylerdedir. 2003 yılında %12.5 oranında büyüme yaşanan ticaret sektörünün dışındaki diğer
hizmet sektörlerinde yaşanan gelişme, GSMH’da görülen gelişmenin altında gerçekleşmiştir.
Sektörel gelişmeler sonucunda GSYİH'da, 2002 yılında %6.2 2003 yılında da %10.6 oranında reel
büyüme gerçekleşmiştir. 2004 yılındaki reel büyüme ise %2.6 olmuştur.
2002 ve 2003 yıllarında sektörlerin GSYİH içerisindeki payları incelendiğinde; ticaret, kamu
hizmetleri, ulaştırma-haberleşme ve sanayi sektörlerinin en ağırlıklı sektörler olduğu
görülmektedir. 2004 yılı itibarıyla en ağırlıklı sektörler şöyledir: Tarım % 10.6, sanayi % 20.5, kamu
hizmetleri % 68.9.

IV. Önemli Sektörler

-Tarım
2001 - 2002 yıllarına ait verilere göre 2001 yılında toplam çalışanların %15.7'si, 2002 yılında ise
%15.1'i tarım sektöründe istihdam edilmiştir. 2001 yılında GSYİH'da, sabit fiyatlar bazında %9.7
oranında olan tarım sektörü payının 2002 yılında %10.9 oranında gerçekleştiği görülmektedir.
2002 yılında fiziksel üretimi sağlayan sektörlerin GSYİH'ya olan katkısı bakımından tarım sektörü
payının %47.8 dolayında bulunması ve toplam ihracatın %41.6'ya yakın bir kısmının tarım
ürünlerinden oluşması, ekonomik gelişmeye rağmen hala ülke ekonomisinin büyük oranda tarıma
dayalı olduğunu göstermektedir.
Tarım sektörü kendi içerisinde bitkisel üretim, hayvansal üretim, ormancılık ve su ürünleri olmak
üzere dört alt sektöre ayrılarak incelenmektedir. 2001 yılında 1977 yılı sabit fiyatlarıyla 1,355.3
milyon TL olan toplam tarımsal üretim %17.5 oranında bir artış göstererek 2001 yılında 1,591.9
milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2003 yılı gerçekleşme tahminlerine göre tarımsal üretimin 2003
yılı sonunda 1977 yılı fiyatlarıyla % 1.1 oranında bir artış göstererek 1,609.9 TL olarak
gerçekleşmesi beklenmektedir (tablo 10). Tarım sektörü üretimindeki artış, büyük ölçüde tahıl
ürünleri üretimindeki artıştan kaynaklanmaktadır.
Tarımsal üretimde bitkisel üretim alt sektörünün önemli bir paya sahip olması dolayısıyla bu alt
sektörde meydana gelen değişiklikler toplam tarım sektörünün büyük ölçüde etkilenmesine
neden olmaktadır. Tarım sektöründe iklim koşullarına bağımlılığın yüksek oluşuna, ülkede mevcut
su kaynaklarının sınırlılığı da eklenince sektörde istikrarlı bir gelişmenin olması büyük ölçüde
engellenmektedir. Ülkede mevcut su potansiyelinin her geçen gün giderek azalmasına karşın
sulanan tarım alanlarının bir kısmında halen ilkel sulama yöntemlerinin kullanılması sorunun daha
da ağırlaşmasına neden olmaktadır.
Tarımsal alt sektörlerin, tarım sektöründe yaratılan toplam üretim içerisindeki payında, 2002 yılı
gerçekleşmelerine göre bitkisel üretim %54.0 payla başta gelmekte, bunu sırasıyla %41.5 payla
hayvansal üretim, %3.3 payla su ürünleri ve %1.2 payla da ormancılık izlemektedir (tablo 3).
2001 yılında tarım sektöründe 1977 sabit fiyatları ile 828.4 milyon TL'lık katma değer yaratılırken
bu rakam %18.9 oranında bir artış göstererek 2002 yılı sonunda 985.3 milyon TL olarak
gerçekleşmiştir. 2002 yılı gerçekleşme rakamlarına göre sektör içerisinde 1977 fiyatlarıyla 577.5
milyon TL'lık katma değerle bitkisel üretim alt sektörü birinci sırada yer alırken, bu sektörü 343.8
milyon TL ile hayvansal üretim, 48.3 milyon TL ile su ürünleri ve 15.7 milyon TL ile ormancılık alt
sektörü izlemektedir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti toplam dışsatımı içerisinde büyük bir paya sahip olan tarımsal
orijinli ürünlerin dışsatımı 2001 yılında 20.4 milyon ABD doları değerinde iken bu rakam %52.5'lik
bir artış göstererek 2002 yılında 31.1 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Tarımsal ürün dışsatımı
içerisinde belli başlı ürünlerin en önemlisi olan narenciye, 2002 yılında toplam dışsatım içerisinde
%37.7'lık paya sahip olurken, ayni yılda patates dışsatımı, toplam dışsatımın %0.4'ü oranında
gerçekleşmiştir.
KKTC'nin 2,465,552 dönümlük toplam alanının %56.7'si düzeyinde olan 1,398,123 dönümü
tarımsal arazi niteliklidir. Yarı kurak iklim koşullarına sahip olan ülkede su kaynakları, tarımsal arazi varlığı ve elverişliliği gibi önemli faktörlerin sınırlılığı tarım sektörünün gelişmesini olumsuz yönde etkilemektedir. KKTC'nde ihtiyaç duyulan suyun büyük bir kısmının karşılandığı yeraltı su
rezervlerinin tek beslenme kaynağı olan yıllık yağışların 350-400 mm. gibi düşük bir düzeyde
olmasının yanı sıra, yeraltı suyunun aşırı ve kontrolsüz kullanımı akiferlerdeki su seviyelerinin
devamlı azalmasına ve bazı bölgelerde bu azalmanın tehlikeli boyutlara ulaşmasına ve tuzlanmaya
neden olmaktadır. KKTC'nde mevcut doğal su kaynaklarının sınırlılığı su sorununu her geçen gün
ağırlaştırırken su kıtlığı, ülke tarımının sürekli olarak karşı karşıya bulunduğu önemli bir sorun
olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca depolama, nakliye, pazarlama, kredi, hastalıklarla mücadele
sorunlarının yanı sıra teknolojik eksiklikler, tarımsal araştırma ve adaptasyon çalışmalarının eksikliği ile yetersiz ve pahalı girdi kullanımının yarattığı sorunlar tarım sektörünün gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu olumsuzlukların hafifletilmesine olanak sağlamak amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri arasında tarım alanında "Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması" imzalanmıştır. 24 Ocak 1997 tarihinde imzalanan anlaşma; iki ülkeye uzman, materyal ve araştırma sonuçlarını karşılıklı kullanılma imkanı tanırken tarımsal pazarlama ve ortak yatırımların teşviki alanında da birlikte hareket etmelerine olanak
sağlamaktadır.

-Sanayi
KKTC’nde sanayi işletmeleri, ülkenin ekonomik ve doğal yapısı gereği, küçük ve orta büyüklükteki
(KOBİ) işletmelerden oluşmaktadır. KKTC sanayi faaliyetleri az kuruluş sermayesi gerektiren, daha
geniş tüketim payı olan ve ilk yatırımı daha çabuk geri ödeyen hafif sanayi alanlarında, özellikle
turizmin iç ihtiyacı olan ürünler yanısıra gıda ve tekstil alanlarında gelişmiştir. Bu işletmeler büyük
çoğunlukla aile şirketleri halinde faaliyet göstermektedir.
KKTC’nde sanayi sektöründe faaliyet gösteren yatırımcılar dünyadaki değişimlere uyum çabaları
aktif bir şekilde sürdürme eğilimi içerisindedirler. Ancak son yıllarda yaşanan ekonomik krizler
sektörün ihtiyacı olan yeterli desteği zamanında almasını engellemiş ve yatırımcıları bu açıdan zor
durumda bırakmıştır.
Sözkonusu olumsuz etkilerin azaltılması, sektörde yatırımların devamını dolayısıyla üretim artışını
sağlamak amacıyla hazırlanan 47/2000 sayılı yeni Teşvik Yasası ve bu yasaya paralel olarak
hazırlanan Tüzük ile yatırımcılara yeni imkanlar yaratılmıştır. Bu kapsamda TC ve KKTC arasında
imzalanan Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolüne Ek Protokol çerçevesinde üretime dayalı
büyüme ve yatırımları teşviklendirme amacıyla 2001 yılından başlamak üzere beş yıllık bir süre
içerisinde 160 milyon ABD doları ek finansman desteği sağlanacaktır. Bu miktarın 20 milyon
dolarlık kısmı doğrudan KKTC tarafından, bakiye miktar ise TC Kalkınma Bankası vasıtasıyla
kullandırılacaktır
Mevcut işletmelerin kapasite kullanımlarının genel olarak yüzde 30-35 düzeyinde olduğu
söylenebilir. Kapasite kullanımındaki düşüklüğün nedenleri olarak iç talebin sınırlı oluşu, ülkenin
tanınmamasından da kaynaklanan ihracattaki engeller, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle oluşan
işletme sermayesi yetersizliği, Türkiye pazarı dışında büyük pazar oluşturamama yanısıra AR-GE
yatırımları ile mevcut tesislerde yenileme ve idame yatırımlarının uzun süre yapılmaması sayılabilir.

Turizm (Otelcilik-Lokantacılık)
KKTC’nin sosyo-ekonomik gelişmesinde ve kaynak yaratılmasında öncelikli sektör olarak ele
alınan turizm sektörünün özel teşviklerle desteklenmesi bir politika olarak benimsenmiş ve
verilecek teşvikler bir yasa ile saptanmıştır.
Turizm Endüstrisi Teşvik Yasası’nın 1987 yılında yürürlüğe girmesi sonrası turizm sektörü hızlı bir
gelişme göstermiş, turizm gelirleri, turist sayısı, turistik tesis ve yatak sayısı önemli oranda
artmıştır.
1977 yılında 3265 olan yatak sayısı 1989 yılında 5.254’e, 2002 yılında 10.916’ya ulaşmıştır.
Toplam tesis (otel, apart-otel, pansiyon) sayısı ise 1977 yılında 46 iken 2002 yılında 123’e
yükselmiştir.
Turizm gelirleri KKTC ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. KKTC, turizmden elde ettiği gelir ile
dış ticaret açığının önemli bir bölümünü kapatmaktadır. Yıllar boyu açık vermekte olan dış ticaret
dengesinde en etkili kaynak durumundadır. 1977’de 30,2 milyon dolar olan net turizm gelirleri
1987 yılında 103,5 milyon dolar, 1990 yılında 224,8 milyon dolar, 1994 yılında 172,9 milyon
dolar, 2000 yılında 198,3 milyon dolar olarak gerçekleşmiş; 2001 yılında Türk parasındaki
değişime paralel olarak turizm gelirlerinde de benzeri bir gerileme yaşanmış ve turizm gelirleri
93,7 milyon dolar seviyesine inmiştir. 2002 yılında ise 194.1 milyon dolara yükselmiştir.
Turizmde en önemli sorun ulaşımdır. Ada olmanın verdiği güçlük yanısıra ülkenin diğer ülkeler
tarafından tanınmamış olması havayolu ile gelen yolcuların zorunlu olarak Türkiye’den transit
geliş-gidiş sonucunu doğurmaktadır. Deniz yolu ile gerçekleşen ulaşımda da mevcut şartların
yetersiz kalması nedeniyle ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ayrıca tur bağlantılarının uzun dönemli
olmaması doluluk oranını etkilemekte, otellerin işletmecilik anlayışı yanısıra münhasıran "casino"
geliri elde etmeye yönelik idarecilik anlayışını ön planda tutmaya zorlamakta, yüksek turizm
sezonunda kalifiye personel azlığı sektörün gelişmesini ve hizmet standartlarında arzu edilen
düzeye ulaşma gayretini engellemektedir.

-Yüksek Öğrenim Sektörü
Eğitim alanında yüksek öğrenime dönük uygulamaya konan yeni gelişme stratejisi sonucunda
KKTC’nde üniversite öğrenimi başlatılmıştır. Halen Doğu Akdeniz Üniversitesi, Yakın Doğu
Üniversitesi, Girne Amerikan Üniversitesi, Lefke Avrupa Üniversitesi ve Uluslararası Kıbrıs
Üniversitesi olmak üzere toplam beş üniversite bulunmaktadır. Ayrıca Anadolu Üniversitesine
bağlı Açık Öğretim Fakültesi’nin KKTC Bürosu, ilkokullara öğretmen yetiştiren Atatürk Öğretmen
Koleji ve Hemşirelik Meslek Yüksek Okulu faaliyet göstermektedir. Ortadoğu Teknik
Üniversitesinin (ODTÜ) KKTC Güzelyurt ilçesinde (Kalkanlı) kampusü 2004 yılından itibaren
hazırlık okuluna ilk öğrencilerini almıştır.
KKTC’nde üniversite eğitiminin başlamasıyla eğitim sektörü klasik niteliğini değiştirerek
ekonomiye doğrudan kaynak yaratan ve ekonomik büyümeye katkıda bulunan bir sektör haline
gelmiş ve ülkede akademik çalışmalar yoğunlaşmıştır.
Mevcut yüksek öğrenim kuruluşları açısından bugün için en önemli problem nitelikli öğretim üyesi
açığıdır. Nitelikli öğretim üyesi açığının kapatılmasına yönelik yüksek öğrenim kurumlarının eğitim
programlarının geliştirilmesine yönelik projeleri desteklenmeli, aynı zamanda kaliteyi artırıcı
önlemler alınmalıdır. Bu kapsamda öğrenci kalitesinin korunması eğitim kalitesi açısından ayrı
önem taşıdığından, eğitime kabul edilecek öğrencilerin ön eğitimi almış olma yeterliliğinin daha da
düşürülmesi girişimleri olumlu değerlendirilmemelidir.

 


Yorumları Oku (0) ...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 İleri > Son >>

Sayfa 2 - 2

Online Borsa