|
I. GENEL BİLGİLER Başkenti: Lefkoşa Yüzölçümü: 3355 km2 Nüfus: 206,652 Resmi Dil: Türkçe Yönetim Biçimi: Cumhuriyet II. EKONOMİK GÖSTERGELER Para Birimi: Yeni Türk Lirası İşsizlik Oranı: %5.6 Enflasyon: %12.6 GSYH: 4.54 Milyar Dolar Kişi Başına GSYH: 7.135 Dolar Reel Büyüme-GSYH: %2.6 İş Gücü: 95.025 İhracat: 49.3 Milyar Dolar İthalat: 415.2 Milyar Dolar Başlıca İhraç Ürünleri: narenciye, tekstil, patates Başlıca İthal Ürünleri: araç, yakıt, sigara, gıda, kimyasal maddeler, makineler Ekonomik yardım: 700 Milyon Dolar (Türkiye’den-2003) III. KKTC EKONOMİSİNİN GÖRÜNÜMÜ KKTC ekonomisinde, 2000 yılında mali sektörde başlayan ve tüm sektörleri olumsuz etkileyen sorunlar, 2001 yılında ise ortak para birimini kullandığı Türkiye Cumhuriyeti'nde dalgalı kur sistemine geçilmesiyle yaşanan fiyat artışlarının yarattığı olumsuz gelişmelerin yansıması sonucunda, sırasıyla %0.6 ve %5.4 oranlarında daralma yaşanmıştır. 2002 yılında ise ekonomi yeniden büyüme sürecine girerek %6.9 oranında büyümüştür. 2003 yılında KKTC ekonomisindeki reel büyüme ise %11.4 oranındadır. 2001 yılında cari fiyatlarla 1,070,424,473 milyon TL olan GSMH, 2002 yılında %32.5 oranında artarak 1,418,703,263.6 milyon TL'na ulaşmıştır. 2003 yılında ise GSMH'nın 1,907,070,084 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Sektörler itibarıyla reel gelişmeler incelendiğinde; tarım sektörünün 2003 yılında %7.3 oranında reel gelişme gösterdiği görülmektedir. Bu gelişmede en büyük etken, tarım sektörünün alt sektörlerinden hayvancılık üretiminde %13 oranında gerçekleşen reel artış olmuştur. 2003 yılında ekonomiden %10.6 düzeyinde pay alan tarım sektörünün alt sektörlerinden ormancılık üretiminde ise gerileme sözkonusudur Sanayi sektöründe 2003 yılında 2002 yılına göre %7,7 oranında artış gerçekleşmiştir. Sanayi alt sektörlerinde en büyük gelişme %24.6 oranıyla taşocakçılığı sektöründe meydana gelmiştir. Sanayi sektörünün, GSYİH içerisindeki payı 2003 yılı itibariyle %11.6 düzeyindedir. Hizmet sektörlerinin hepsinde 2003 yılında, gelişme görülmektedir. Hizmet sektörleri içerisinde en büyük gelişme inşaat sektöründe gerçekleşmiştir. Bu sektörde yaşanan %30.8 oranındaki büyüme, GSMH’da görülen %11.4’lük büyümenin oldukça üzerinde olup, dikkat çekici düzeylerdedir. 2003 yılında %12.5 oranında büyüme yaşanan ticaret sektörünün dışındaki diğer hizmet sektörlerinde yaşanan gelişme, GSMH’da görülen gelişmenin altında gerçekleşmiştir. Sektörel gelişmeler sonucunda GSYİH'da, 2002 yılında %6.2 2003 yılında da %10.6 oranında reel büyüme gerçekleşmiştir. 2004 yılındaki reel büyüme ise %2.6 olmuştur. 2002 ve 2003 yıllarında sektörlerin GSYİH içerisindeki payları incelendiğinde; ticaret, kamu hizmetleri, ulaştırma-haberleşme ve sanayi sektörlerinin en ağırlıklı sektörler olduğu görülmektedir. 2004 yılı itibarıyla en ağırlıklı sektörler şöyledir: Tarım % 10.6, sanayi % 20.5, kamu hizmetleri % 68.9. IV. Önemli Sektörler -Tarım 2001 - 2002 yıllarına ait verilere göre 2001 yılında toplam çalışanların %15.7'si, 2002 yılında ise %15.1'i tarım sektöründe istihdam edilmiştir. 2001 yılında GSYİH'da, sabit fiyatlar bazında %9.7 oranında olan tarım sektörü payının 2002 yılında %10.9 oranında gerçekleştiği görülmektedir. 2002 yılında fiziksel üretimi sağlayan sektörlerin GSYİH'ya olan katkısı bakımından tarım sektörü payının %47.8 dolayında bulunması ve toplam ihracatın %41.6'ya yakın bir kısmının tarım ürünlerinden oluşması, ekonomik gelişmeye rağmen hala ülke ekonomisinin büyük oranda tarıma dayalı olduğunu göstermektedir. Tarım sektörü kendi içerisinde bitkisel üretim, hayvansal üretim, ormancılık ve su ürünleri olmak üzere dört alt sektöre ayrılarak incelenmektedir. 2001 yılında 1977 yılı sabit fiyatlarıyla 1,355.3 milyon TL olan toplam tarımsal üretim %17.5 oranında bir artış göstererek 2001 yılında 1,591.9 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2003 yılı gerçekleşme tahminlerine göre tarımsal üretimin 2003 yılı sonunda 1977 yılı fiyatlarıyla % 1.1 oranında bir artış göstererek 1,609.9 TL olarak gerçekleşmesi beklenmektedir (tablo 10). Tarım sektörü üretimindeki artış, büyük ölçüde tahıl ürünleri üretimindeki artıştan kaynaklanmaktadır. Tarımsal üretimde bitkisel üretim alt sektörünün önemli bir paya sahip olması dolayısıyla bu alt sektörde meydana gelen değişiklikler toplam tarım sektörünün büyük ölçüde etkilenmesine neden olmaktadır. Tarım sektöründe iklim koşullarına bağımlılığın yüksek oluşuna, ülkede mevcut su kaynaklarının sınırlılığı da eklenince sektörde istikrarlı bir gelişmenin olması büyük ölçüde engellenmektedir. Ülkede mevcut su potansiyelinin her geçen gün giderek azalmasına karşın sulanan tarım alanlarının bir kısmında halen ilkel sulama yöntemlerinin kullanılması sorunun daha da ağırlaşmasına neden olmaktadır. Tarımsal alt sektörlerin, tarım sektöründe yaratılan toplam üretim içerisindeki payında, 2002 yılı gerçekleşmelerine göre bitkisel üretim %54.0 payla başta gelmekte, bunu sırasıyla %41.5 payla hayvansal üretim, %3.3 payla su ürünleri ve %1.2 payla da ormancılık izlemektedir (tablo 3). 2001 yılında tarım sektöründe 1977 sabit fiyatları ile 828.4 milyon TL'lık katma değer yaratılırken bu rakam %18.9 oranında bir artış göstererek 2002 yılı sonunda 985.3 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2002 yılı gerçekleşme rakamlarına göre sektör içerisinde 1977 fiyatlarıyla 577.5 milyon TL'lık katma değerle bitkisel üretim alt sektörü birinci sırada yer alırken, bu sektörü 343.8 milyon TL ile hayvansal üretim, 48.3 milyon TL ile su ürünleri ve 15.7 milyon TL ile ormancılık alt sektörü izlemektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti toplam dışsatımı içerisinde büyük bir paya sahip olan tarımsal orijinli ürünlerin dışsatımı 2001 yılında 20.4 milyon ABD doları değerinde iken bu rakam %52.5'lik bir artış göstererek 2002 yılında 31.1 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Tarımsal ürün dışsatımı içerisinde belli başlı ürünlerin en önemlisi olan narenciye, 2002 yılında toplam dışsatım içerisinde %37.7'lık paya sahip olurken, ayni yılda patates dışsatımı, toplam dışsatımın %0.4'ü oranında gerçekleşmiştir. KKTC'nin 2,465,552 dönümlük toplam alanının %56.7'si düzeyinde olan 1,398,123 dönümü tarımsal arazi niteliklidir. Yarı kurak iklim koşullarına sahip olan ülkede su kaynakları, tarımsal arazi varlığı ve elverişliliği gibi önemli faktörlerin sınırlılığı tarım sektörünün gelişmesini olumsuz yönde etkilemektedir. KKTC'nde ihtiyaç duyulan suyun büyük bir kısmının karşılandığı yeraltı su rezervlerinin tek beslenme kaynağı olan yıllık yağışların 350-400 mm. gibi düşük bir düzeyde olmasının yanı sıra, yeraltı suyunun aşırı ve kontrolsüz kullanımı akiferlerdeki su seviyelerinin devamlı azalmasına ve bazı bölgelerde bu azalmanın tehlikeli boyutlara ulaşmasına ve tuzlanmaya neden olmaktadır. KKTC'nde mevcut doğal su kaynaklarının sınırlılığı su sorununu her geçen gün ağırlaştırırken su kıtlığı, ülke tarımının sürekli olarak karşı karşıya bulunduğu önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca depolama, nakliye, pazarlama, kredi, hastalıklarla mücadele sorunlarının yanı sıra teknolojik eksiklikler, tarımsal araştırma ve adaptasyon çalışmalarının eksikliği ile yetersiz ve pahalı girdi kullanımının yarattığı sorunlar tarım sektörünün gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu olumsuzlukların hafifletilmesine olanak sağlamak amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri arasında tarım alanında "Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması" imzalanmıştır. 24 Ocak 1997 tarihinde imzalanan anlaşma; iki ülkeye uzman, materyal ve araştırma sonuçlarını karşılıklı kullanılma imkanı tanırken tarımsal pazarlama ve ortak yatırımların teşviki alanında da birlikte hareket etmelerine olanak sağlamaktadır. -Sanayi KKTC’nde sanayi işletmeleri, ülkenin ekonomik ve doğal yapısı gereği, küçük ve orta büyüklükteki (KOBİ) işletmelerden oluşmaktadır. KKTC sanayi faaliyetleri az kuruluş sermayesi gerektiren, daha geniş tüketim payı olan ve ilk yatırımı daha çabuk geri ödeyen hafif sanayi alanlarında, özellikle turizmin iç ihtiyacı olan ürünler yanısıra gıda ve tekstil alanlarında gelişmiştir. Bu işletmeler büyük çoğunlukla aile şirketleri halinde faaliyet göstermektedir. KKTC’nde sanayi sektöründe faaliyet gösteren yatırımcılar dünyadaki değişimlere uyum çabaları aktif bir şekilde sürdürme eğilimi içerisindedirler. Ancak son yıllarda yaşanan ekonomik krizler sektörün ihtiyacı olan yeterli desteği zamanında almasını engellemiş ve yatırımcıları bu açıdan zor durumda bırakmıştır. Sözkonusu olumsuz etkilerin azaltılması, sektörde yatırımların devamını dolayısıyla üretim artışını sağlamak amacıyla hazırlanan 47/2000 sayılı yeni Teşvik Yasası ve bu yasaya paralel olarak hazırlanan Tüzük ile yatırımcılara yeni imkanlar yaratılmıştır. Bu kapsamda TC ve KKTC arasında imzalanan Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolüne Ek Protokol çerçevesinde üretime dayalı büyüme ve yatırımları teşviklendirme amacıyla 2001 yılından başlamak üzere beş yıllık bir süre içerisinde 160 milyon ABD doları ek finansman desteği sağlanacaktır. Bu miktarın 20 milyon dolarlık kısmı doğrudan KKTC tarafından, bakiye miktar ise TC Kalkınma Bankası vasıtasıyla kullandırılacaktır Mevcut işletmelerin kapasite kullanımlarının genel olarak yüzde 30-35 düzeyinde olduğu söylenebilir. Kapasite kullanımındaki düşüklüğün nedenleri olarak iç talebin sınırlı oluşu, ülkenin tanınmamasından da kaynaklanan ihracattaki engeller, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle oluşan işletme sermayesi yetersizliği, Türkiye pazarı dışında büyük pazar oluşturamama yanısıra AR-GE yatırımları ile mevcut tesislerde yenileme ve idame yatırımlarının uzun süre yapılmaması sayılabilir. Turizm (Otelcilik-Lokantacılık) KKTC’nin sosyo-ekonomik gelişmesinde ve kaynak yaratılmasında öncelikli sektör olarak ele alınan turizm sektörünün özel teşviklerle desteklenmesi bir politika olarak benimsenmiş ve verilecek teşvikler bir yasa ile saptanmıştır. Turizm Endüstrisi Teşvik Yasası’nın 1987 yılında yürürlüğe girmesi sonrası turizm sektörü hızlı bir gelişme göstermiş, turizm gelirleri, turist sayısı, turistik tesis ve yatak sayısı önemli oranda artmıştır. 1977 yılında 3265 olan yatak sayısı 1989 yılında 5.254’e, 2002 yılında 10.916’ya ulaşmıştır. Toplam tesis (otel, apart-otel, pansiyon) sayısı ise 1977 yılında 46 iken 2002 yılında 123’e yükselmiştir. Turizm gelirleri KKTC ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. KKTC, turizmden elde ettiği gelir ile dış ticaret açığının önemli bir bölümünü kapatmaktadır. Yıllar boyu açık vermekte olan dış ticaret dengesinde en etkili kaynak durumundadır. 1977’de 30,2 milyon dolar olan net turizm gelirleri 1987 yılında 103,5 milyon dolar, 1990 yılında 224,8 milyon dolar, 1994 yılında 172,9 milyon dolar, 2000 yılında 198,3 milyon dolar olarak gerçekleşmiş; 2001 yılında Türk parasındaki değişime paralel olarak turizm gelirlerinde de benzeri bir gerileme yaşanmış ve turizm gelirleri 93,7 milyon dolar seviyesine inmiştir. 2002 yılında ise 194.1 milyon dolara yükselmiştir. Turizmde en önemli sorun ulaşımdır. Ada olmanın verdiği güçlük yanısıra ülkenin diğer ülkeler tarafından tanınmamış olması havayolu ile gelen yolcuların zorunlu olarak Türkiye’den transit geliş-gidiş sonucunu doğurmaktadır. Deniz yolu ile gerçekleşen ulaşımda da mevcut şartların yetersiz kalması nedeniyle ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Ayrıca tur bağlantılarının uzun dönemli olmaması doluluk oranını etkilemekte, otellerin işletmecilik anlayışı yanısıra münhasıran "casino" geliri elde etmeye yönelik idarecilik anlayışını ön planda tutmaya zorlamakta, yüksek turizm sezonunda kalifiye personel azlığı sektörün gelişmesini ve hizmet standartlarında arzu edilen düzeye ulaşma gayretini engellemektedir. -Yüksek Öğrenim Sektörü Eğitim alanında yüksek öğrenime dönük uygulamaya konan yeni gelişme stratejisi sonucunda KKTC’nde üniversite öğrenimi başlatılmıştır. Halen Doğu Akdeniz Üniversitesi, Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Amerikan Üniversitesi, Lefke Avrupa Üniversitesi ve Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi olmak üzere toplam beş üniversite bulunmaktadır. Ayrıca Anadolu Üniversitesine bağlı Açık Öğretim Fakültesi’nin KKTC Bürosu, ilkokullara öğretmen yetiştiren Atatürk Öğretmen Koleji ve Hemşirelik Meslek Yüksek Okulu faaliyet göstermektedir. Ortadoğu Teknik Üniversitesinin (ODTÜ) KKTC Güzelyurt ilçesinde (Kalkanlı) kampusü 2004 yılından itibaren hazırlık okuluna ilk öğrencilerini almıştır. KKTC’nde üniversite eğitiminin başlamasıyla eğitim sektörü klasik niteliğini değiştirerek ekonomiye doğrudan kaynak yaratan ve ekonomik büyümeye katkıda bulunan bir sektör haline gelmiş ve ülkede akademik çalışmalar yoğunlaşmıştır. Mevcut yüksek öğrenim kuruluşları açısından bugün için en önemli problem nitelikli öğretim üyesi açığıdır. Nitelikli öğretim üyesi açığının kapatılmasına yönelik yüksek öğrenim kurumlarının eğitim programlarının geliştirilmesine yönelik projeleri desteklenmeli, aynı zamanda kaliteyi artırıcı önlemler alınmalıdır. Bu kapsamda öğrenci kalitesinin korunması eğitim kalitesi açısından ayrı önem taşıdığından, eğitime kabul edilecek öğrencilerin ön eğitimi almış olma yeterliliğinin daha da düşürülmesi girişimleri olumlu değerlendirilmemelidir. Yorumları Oku (0) ...
|