Suriye de güvenli “Süleyman Şah Şam” Bölgesinin Oluşturulması ve Geçici Koruma Altındaki Suriyelilerin Güvenli Bölgeye Sevki

Target: 100000 Signatures Received: 1

0%

Sign this Petition

Reasons for signing

Total Signatures: 1

Serdar Şahin

May 4, 2022 at 07:11 am

Yorum yazılacak

Türk Dünyası STK’lar Platformu (TDSP) Suriye Bildirisi

Tarih: 23 Nisan 2022

 

886 yılında Tolunoğulları ile başlayan Türklerin Suriye’yi yurt tutuşu, 1078 de Selçuklu sultanı Melikşah idaresi döneminde Şam ve çevresini Suriye Selçuklu Devleti adıyla tescillemiş ve bölge bu tarihten sonra Türklerin yurt olarak tuttuğu bir alan olmuştur.

Suriye adı Roma imparatorluğunda eyalet adı olarak kullanılmış, son dönemde de batı Suriye adını Hristiyan Roma sebebiyle referans almıştır. İslam hâkimiyetine geçtikten sonra bölgenin adı “Bilad Şam” ve “el-Şam” olarak anılır olması ayrıca dikkate değer bir ayrıntıdır.

Birinci Dünya savaşında Türk devleti olan Osmanlı İmparatorluğundan gizli Sykes-Picot anlaşması ile kopartılan Suriye; 26 Temmuz 1920’de Fransız işgali ile 1936 yılına kadar net bir Fransız idaresinde kalmıştır. 1936 da isyanların artması ile “Visnot Antlaşması” imzalanarak Suriye dış işlerinde Fransaya bağlı kalacak, Fransa Suriye de askeri üs bulunduracaktı. 3 yıl sonunda da bağımsızlığını tanıyarak Suriye’yi özgür bir devlet olduğunu ilan edecekti. Gelişmeler vaat edilen gibi olmamış ve Fransa ikinci Dünya Savaşında Suriye’yi yeniden işgal etmiş, 12 Nisan 1945’e kadar Suriye bağımsız olamamıştır.

Ardına başlayan ve Arap Milliyetçiliğini savunan Baas hareketi ile diktatöryal bir yönetime doğru evirilen Suriye, demokratik teamülleri gelişmemiş bir devletti.

Kabaca Arap Baharının Suriye ayağı olarak Mart 2011 de başlayan iç savaşla daha önceden tohumları atılan ayrılıkçı görüşleri karşı karşıya getirerek bu günkü duruma kadar gelmiştir. Birleşmiş Milletler (BM) yetkililerinin, kimyasal silah kullanma, halkı açlığa sürükleme, tehcir, ablukaya alma, keyfi tutuklama ve işkence gibi savaş suçlarının işlendiğini belirtmiştir. 23 milyonluk bir Suriye’de; yüzbinlerce sivilin hayatını kaybettiği, nüfusunun önemli bir kısmı olan ve BM bilgilerine göre 6.7 milyonun göçe zorlandığı, 14 milyon Suriye vatandaşının da insani yardıma muhtaç hale geldiği bilinmektedir.

Türkiye de bulunan ve “geçici koruma” statüsünde bulunan Suriyelilerin 6 milyonun üzerinde bir nüfusa varması, BM bilgilerinin düşük kaldığının bir delilidir.

Türkiye Cumhuriyeti ve vatandaşlarının, kadim bağı olan Suriyeli geçici koruma altındaki kardeşlerine bakışı, törelerimiz dolayısı ile tüm dünyaya rağmen insancıl olmuştur. Diğer dünya devletleri ülkesinden tehcir edilen Suriyelileri ülkelerine almayarak, insani kapılarını kapatmış, Türkiye’nin coğrafyadaki güvenilir ülke olma özelliğini kullanmıştır.

Her ülke zor durumlara düşebilir. Kötü günler geçtiğinde ise zorunlu göçe maruz kalan insanlar, ülkelerine dönerek yeniden yurtlarını var ve ihya etmek için çalışmalıdırlar. Suriyeliler de aynı düşünceler ile ülkelerine güvenli bir şekilde dönmelidir.

Suriye; iç savaşın sürdürülebilirliğinin olmadığı bir döneme girmiştir. Barış egemen olmaya başlamıştır. Türkiye de bulunan geçici koruma altında ki Suriyelilerin de ülkelerinin yaşatılması için topraklarına dönme gerekliliği ortadadır. Bu sebeple bir plan dâhilinde geçici koruma altındaki Suriyelilerin topraklarına dönüşü sağlanmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyetin de 11 yıl gibi bir süre yaşayan Suriyeli büyük nüfusun ülkemizde yaşamsal olarak tecrübe ettiği huzur ve konforunu sağlamak için Suriye’ye gittiklerinde çekincelerini giderecek bir yöntemi ve güvenli bir alanı sağlaması gerekmektedir.

Geçici koruma altında bulunan Suriyelilerin geri dönüşlerinde öncelikle beslenme, barınma ve güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması elzemdir. Türkiye de yaşayan Suriyelilerin diktötaryal baskıyı yaşamamaları için güvenli bölgelerde idari teşkilatların kurulup demokratik yöntemler ile bir yönetim oluşturması sağlanmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti; Suriyeli kardeşleri ve Suriye’nin toprak bütünlüğü için taşın altına elini koyduğu gibi, geri gidişlerinde ve yerleşmelerinde de taşın altına elini sokmalıdır. Türkiye modellemesi ile idari teşkilatları kurup, Suriye’nin iç savaşı tamamen bitirip Türkiye’den Suriye’nin güvenli bölgelerine yerleşen geçici göçmen statüsündeki Suriyelilerin güvenliklerinin sağlanıncaya kadar da taşın altında eli olması lazımdır.

Bunun için idari teşkilatın Türkiye tarafından kurulduğu ve yönetildiği güveli bir bölge belirlenmelidir. Roma eyalet adı olan Suriye anılmayarak, Türkiye’nin gücünün geçici koruma statüsünde olup ta dönen kardeşlerimizin hissedeceği ve İslam adının birlikte anılacağı bizim önerimiz “Süleyman Şah Şam” güvenli bölgesi kurulmalı, Suriye demokratik teamüllerini oturtana kadar Türkiye tarafından bölgenin güvenliği ve işlerliği sağlanmalıdır. Bu alanın yapılandırılmasında taşın altına elini sokmayan batı ve diğer devletler dikkate alınmamalı, Türkiye kendi gücüyle oluşturduğu güvenli bölgeyi Suriyeli kardeşleri için idare etmelidir.

“Süleyman Şah Şam” güvenli bölgesinin ihyası için, Türkiye de bulunan tüm geçici koruma altındaki kardeşlerimiz bir plan dâhilinde sevki gerekmektedir. Geçici korumamız altında bulunanlar ayrıştırılmamalı, doktor ve üst meslek grubu diye Türkiye de tutulmamalı, iş adamı diye ayrım yapılmamalı, güvenli bölgenin ihyası geçici koruma altındaki kardeşlerimizin her yönden gelişmesi amacıyla, tüm geçici koruma altındaki Suriyelilerin dâhil olacağı planlı bir sevk düşünülmelidir.

Bölgeye geri dönenler için Türkiye garantör olmalı ve Türkiye de yapacakları her türlü faaliyetleri kolaylaştırılarak, akademik, ticari, ekonomik pratiklerin sağlandığı bir sistem belirlenmelidir. Türkiye Cumhuriyetinin garantörlüğü devam ettikçe Türkiye’ye giriş çıkışlarında vize gibi sınırlamalar kaldırılarak, belirli süre için mümkün ise yeni bölge kimlikleri ile girişi sağlanabilir.

Türkiye Cumhuriyeti, yönetimi ve vatandaşları ile insanlara yaşamla kazandığı bütün hakları koruyan, insan haklarına uygun bir çabayı geçici koruma altındaki kardeşlerimize göstermiş ve göstermeye de devam etmelidir. Tüm bu çalışmalar Türkiye’nin terörle mücadelesi dahil tecrübe ettiği İnsan Haklarına uygun bir yöntem ile yapılmalıdır.

Ez cümle; Suriye de oluşan atmosfere bakarak, Suriye’den gelen ve korumamız altında kalan kardeşlerimizin misafirliği artık sona ermelidir. Bu süreç kısa zamanda hal edilmeli, sorun olmak yolundaki bu durumu gerginliğe mahal verilmeden çözülmesi gerekmektedir.

Koruma altında olan yabancı uyrukluların çocukları, nesillerin devamına izin verdik diye Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını hak ettiğini kimse bize kabul ettiremez. Bu zorda kalan kardeşlerimize olan aile bağlarını kurma ve geliştirme, yeni nesillere sahip olma hakkına uygun desteğimizi kimse bize farklı anlamlar yükleyerek dayatmak gafletinde bulunmaya kalkmamalıdır.

Bu ülkenin kurucu unsuru olan bizlere sormadan bazı tarafların menfaati için verilen bütün hakların bizi bağlamadığını, hakları verenlerin ve Suriye’den gelip ülkemizde hak elde etmek için fırsatçılık yapanların unutmaması gerektiğini buraya not düşmek isteriz.

Sonuç;

Suriyelilerin, oluşan şartlar nedeni ile misafirliğinin son bulması ve “Süleyman Şah Şam” güvenli bölge oluşturularak gönüllülük esası öncelikle olmak üzere, gerekirse zorunlu sevkin devlet eli ile sağlanmasını destekliyor ve imzalıyorum.